"Benim açımdan, benim açımdan. Çünkü ikimizi ayıran şey, acı meselesi. Görülebilir veya duyulabilir acı seni rahat- sız ettiği sürece, kendi acıların seni yönettiği sürece, senin için günahı belirten şey acı olduğu sürece, sen de bir hay- vansın. Sıradan hayvanın hissettiğinden, biraz daha karmaşık şekilde düşünebilen bir hayvan... Bu acı..."
Uyuyan şu insanların rüyaları adına
Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
Ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
Sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
Denizin büyük mavi karanlığı adına
Incinmiş gururun gözyaşı adına
Dağ başlarının mağrur ıssızlığı adına
Nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
Umudun umutsuzluktan ağır yükü adına Kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
Yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına Saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
Şarabın mumla seviştiği geceler adına
Arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına Yoksulluğun uzak derin gözleri adına
Yüzü yere düşen çaresizlik adına
Kavuşmanın kekeme sevinci adına
Herkesten yapılmış duvarlar adına
Kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
O işık goncasının arzusu ve korkusu adına
Benim kırk yıl gecikmiş avunmaz zamanım adına
Aşkı bir gövdeden doğuran dünya
Sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne Ayrılığa bırakma beni Ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü
Dünyanın bütün şiirleri sizi söyler, bütün şarkıları size söylenmiştir. Çocuk kalbiniz gövdenizde çiçek açmaya başlamıştır. İçinizde binlerce karınca dünyayı size, sizi dünyaya taşıyıp durmaktadır. Baktığınız her şey büyülü aynanızdır. Sesiniz billur gibi açar ağzınızda Parmaklarınız saçlarınız- dan değil gökyüzünden taşar Bütün sesler bir uzaklık hevesi, bir arzu atlasıdır Butun masallar sız olursunuz. Kafdağı her gün gidip geldiğiniz bir murat yoludur Leyla sizden ayrılır, Mecnun'a çöller kurarsınız. Evler her gün biraz daha küçülür Bütün kızlar o küçuk odalarda güzelleşir Pencereler siz baktıkça kapanır Kimse acınızı duymuyordur! Her şey bir incinme yumağına dönmüştür Sokaklar yalnızlığınızın ıslığı olur. Bir avuç mahallelerde bir şarkı boyu gider gelirsiniz. Sonsuzluğun elifi başlamıştır Sızı insan içinden çekip alan aşk, göturup insan içine katmaktadır yine Okuduğunuz her şiir, her hikâye içinizdeki nar ocağına duşer Bütün kitaplar sizi söylemektedir Yeni bir büyümedir bu, acının bile yaşama gücüne, dünya bağışına dönüştüğü
Sonra bir gün hiçbir sözün kalbinizi karşılamadığını görürsünüz. Sizin hikâyeniz değildir harflerin çatısı altındaki o ayrılıklar, köpüren bakışlar, arzulu parmaklar. Sizi göklere çıkaran boşluk, yerin altına doğru çekmeye başlamıştır. Herkes baş dönmesini unutmuştur. Akşam gün ortasında gelir. Rüyasız uykularla sabaha çıkılır. Dünyayı göğsünüzden taşıran arzu, bir kan pıhtısına dönmeye başlamıştır. Her şey üstünüze gelmektedir. Ağaçlar, kuşlar, börtü-böcek bütün sevincini yitirir. Bir hayıf cümlesi uyanır içinizde usul usul. Birden anlarsınız ki sızın acınızı ancak sizin sözünüz avutacaktır Yazacaksınız. O sonsuz beyazlığa, kimsenin söylemediği o büyülü dizeyi düşeceksiniz "Ben'in korkuluksuz köprüleri"nden" geçiş başlamıştır Mezarları hayata
Dışarı bakarken derin düşüncelere dalmıştı Litvinov, birden tuhaf bir şey geldi aklına... Vagonda yalnızdı: Rahatsız eden kimse yoktu onu. "Duman, duman," diye mırıldandı birkaç kez. Ansızın her şey dumanmış gibi geldi ona; her şey, kendi hayatı, Rus hayatı, genelde insan hayatı, özellikle de Rus hayatı... "Her şey duman ve buhar," diye geçirdi içinden. Her şey sürekli değişiyordu, sürekli yeni biçimlere bürünüyor, olaylar büyük bir hızla birbirinin ardı sıra koşuyor ve her şey iz bırakmadan, ama bir sonuca da varmadan yok oluyordu. Rüzgar yön değiştiriyordu, bu kez her şey aksi yöne koşmaya başlıyordu; orada başlıyordu bitmek bilmeyen, telaşlı, gereksiz oyun. Son yıllarda gözlerinin önünde büyük bir gürültüyle, çatırtıyla yok birçok şeyi hatırlıyordu Litvinov... "Duman, duman," diye fısıldadı kendi kendine.
Belki de dünyada sadece onun yanındayken kendimi hâlâ yalnız hissedebildiğim için böylesine garip bir dostluğumuz var. Birbirimize anlatacak hiçbir şey ve her şeyimiz var.