Bağımlılık eğilimi her insanda vardır ve bu, onun toplumsallaşmış olmasının doğal bir sonucudur. Bir insanın kendi kendine yeterliği ve başkalarına bağımlılığı arasında belirli bir denge olması gerekir. Eğer bu denge bağımlılık yönüne doğru fazlaca kayarsa ortaya bazı sorunlar çıkar. Bir insan diğer bir insana aşırı oranda bağımlıysa bu onun kendi varoluş sorumluluğunu üstlenmekten kaçındığını gösterir. Böyle biri diğer insana muhtaç olduğu oranda ona yönelik düşmanca duygular da taşır.Çünkü varoluşunun sorumluluğunu ve kaderini bir başka insana teslim etmiştir. Bu, kendi sorumluluklarını üstlenmiş iki insanın birbirine bağlılığından farklı bir durumdur.
İnce Memed Türk Edebiyatının tartışmasız en iyi eserlerinden biri. Kitabı okuyunca bunu bir kez daha anladım.Konusu, kurgusu, dili biraraya gelmiş bir destan ortaya çıkmış. Başından kalkmadan okumak istediğim, neredeyse iki günde bitirdiğim bu romanı okumayan varsa bekletmeden bir an önce başlamasını tavsiye ederim.
Yaşar Kemal'in müthiş tasvirleriyle Çukurova'yı sonra İnce Memed'i tanırız, anasını, köylüleri ve onların haklarını yıllardır Gaspeden Abdi Ağayı.
Köylünün topraklarını gasbetmiş, kazançlarının büyük bir kısmını Abdi Ağaya veriyorlar. Kanlarını emmiş, köylüye yaşama şansı vermemiş bir ağa.
Bu kitap, toprak agaları ve onların baskıladığı köylüleri yaptığı eziyetleri son derece gerçekçi, usta bir dille aktarmış. Bunu anlatırken İnce Memed in hayatı üzerinden bir yol çizmiş. Kitabın kurgusu, örgüsü de mükemmel. Toplumsal bir konu ancak bu kadar efsane bir şekilde dile getirilebilirdi.
İnce Memed'in yüreğini, asaletini, merhametini ve doğruluğunu okuyoruz bu kitapta. Onun hiçbir baskıya boyun eğmeyerek genç yaşındaki cesaretini ve gösterdiği mücadeleyle köylüyü bu zulümden kurtarış destanını ve halka Kendine ait olan hakkı nasıl geri verdiğini okuyoruz. Ama en önemlisi bunları yaparken nasıl ilkelerinden ve doğruluktan vazgecmediğini, bu sayede, arada kötü örnekler olsa da, halkın arkasında durarak destek çıkmalarını da okuyoruz. Özellikle bazılarının kritik zamandaki kritik destekleri kitaba ayrı bir güzellik kattı benim için.
Kitabı bir film gibi heyecanla sayfalarını çevirerek okudum. Bu heyecanı okuyan herkesin yaşaması için daha fazla detay spoiler vermeyeceğim.
Karakterler çok iyi işlenmiş. Sanki hepsini tanıyor gibi oluyor insan. Hürü karakteri mesela en sevdiğim karakterlerden biri oldu...
Çukurova'da geçen bir başkaldırı, bir
Ümit Yaşar Oğuzcan in melankolik ve aşkı ,özlemi yoğunca yaşadığı ve aktardığı şiir kitapları serisini ben çok sevdim.Bunca şiirin hepsi başucu şiirimiz olacak değil tabi ama içlerinden öyle şiirler var ki hep bizimle kalacak, dönüp dönüp okuduğumuzda yeni duygularımıza tercüman olacak şiirler bazıları da.
"
Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı"
Aşk içinizi yakarken ,özlemle doluysanız neler hissettiğinizi size satırlarda çok iyi ifade ediyor Ümit Yaşar Oğuzcan .Onunla beraber biz de seviyoruz,özlüyoruz ,ağliyoruz ,bekliyoruz...
Melankolik bir asiksaniz siz de onun gibi bu kitaplar kitaplığınizda dursun mutlaka .Ya askinizi,ya ayrılığınızi,ya ozleminizi ararsınız satırlarda...
"Kavuşmak en güzel düşü ömrümün
Yaşadıkça, içimde, anlasana
Hep aynı plak çalar : Belki bir gün"
Edebi değeri edebiyatçılar tartisabilir tabi,ama okura hissettiedikleriyle seviyorum ben Ümit Yaşar Oğuzcan okumayı.
Umit Yaşar Oğuzcan 24 kez intihar etmiş ancak ölmeyi başaramamis bir şair,oğlu Vedat en son Galata kulesinden atlayarak intihar ediyor ,babasının bu melankolik,intihara yakınlığına bir tepki gibi.Bu kitapta oğlunun ardından ona yazdığı şiirler de var.