kadınlar ; Ne müzik ne şiir ne de güzel sanatlar için gerçek anlamda duygu ve duyarlılığa sahiptirler onlar ; hoşça vakit geçirme arayışlarına yardımcı olsun diye eğer böyle bir şeye soyunacak olsalar bu her ne ise onu alaya yahut hafife almaktan asla öteye geçmez.
Sanat, önü kalabalık bir çeşmedir. Kimi bu çeşmenin bilek kalınlığında dökülen kevseriyle avuçlarını doldurup içer, kimi dolu avuçlardan fışkıran damlacıklarla dilini ıslatır, kimi çeşmenin yalağındaki artık sulara başını gömer, kimi de bu artık suların toprak üzerinde akan ve ayaklar altında ezilen bulanık ve çamurlu yollarına yüzükoyun kapanır.
Sanat, bize sonluluk, gelip geçicilik hissini yaşatır. Her şey sonludur.
Kendi türümüz bile: Yani insanlık. Kendi gezegenimiz bile: Yani Dünya. Bu ölümlülük gerçeği, insana haddini bildiren en hakikatli gerçekliklerden biridir.
Bir diğeri de zamanın düz bir çizgi izlermiş gibi bilinmeyen bir geleceğe ilerlemediği, ama aslında döngüsel bir süreç olduğu bilinci.