Serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
Bir hayalden geldim ben,
bir hayal verdim sana,
mavi-yeşil bir hatıra: işte dünya
ruhum! ovada sert es, yamaçta sus,
ırmakta ağla.
İşte dünya kapısı, işte dünya kederi
ister dağının gölgesinde dur, ister
incirin neşesine vur
ağrı kendini ve tamamla.
Ama Adem kendisine ne olduğunu anlayıp da ilk anda aşkın adını koyamadı. Neden sonra bir baktı ki Kelimeler Kitabı'na. Sıradan insanlar aşk diyeceklerdi bu erimenin, bir'ikmenin, bu bir'leşmenin adına.
Aşk öylece geldi. Aralarına girdi.
Ama ayırmadı birleştirdi.
Öznesi çiftse de eylemi birdi.
Ben ve sen'den ibaret, ne tek sen ne de tek ben, hem sen hem ben, bir cennet öznesi onlar içindi.
Ne pişmanlık ne dönme. Ne vazgeçiş ne af dileme.
Hata üstüne hata.
Sapma üstüne sapma.
Şeytan diye bir şey olmazdı, adı şeytana çıkmazdı, isyanından çok ısrarı, ayak diremesi olmasaydı.