“ Açma yaram derin derin, dermanını bilen gelsin…” Musa Eroğlu söylüyor. Kızımın sınavdan çıkmasını beklerken açtım türküleri arabada aklıma geldi, Hakan Sülün
İle türkü dinlerken bu kitabı okuyup okumadığım sordu, oku abi beğenirsin sana iyi gelecek dedi. Bu sıkıntılı günlerde gerçekten iyi geldi. Bu dağlar kömürdendir türküsünün sözleriyle başlamış kitap, sadece aradan iki satırı, “ Bu yol Pasin'e gider, Döner tersine gider.” Ömür de öyle değil mi? Yazar işi biliyor ve türkülerden de anlıyor. Alınıp tüm kitapları okunacak demek ki. Benim için ne güzel bir duygu ve haz anlatamam.
Hem çok önemli hem de çok emek isteyen bir ilişki ve sevgi baba oğul arasındaki. Yazar duru ve etkileyici diliyle bu ilişkiyi anlatıyor. Anlatırken de o güzelim kelimeleri çok iyi kullanıyor. Usta yani. Kendisi Ankara'da, babası Denizli'de olduğundan araba seyahatlerinde hem bolca türkü hatırlatıyor bize hem de ölümü hatırlatıyor bazı mistik öğelerle. Yazarı araştırırken bir yerde “Yazar yaşamda vites küçülttürüyor okuyucuya” diyordu, gerçekten öyle. Hadi birlikte düşürelim hızlı hayat yarışında vitesi. Bir dur diyelim, ne oluyor dur bir! Para, kariyer ve hırslarımız uğruna ıskalıyor muyuz hayatı soralım kendimize. Belki bir şansımız daha olmayacak bunu düşünmeye. Anne babamızı arayalım, yanlarına gidelim, sarılalım ve öyle kalalım biraz. Tabiki sevdiklerimize de… Yakın bir zamanda öleceğimizi bilsek ne yapardık ve kimlere neler söylerdik acaba. İşte onları söyleyelim, haydi başlayalım… Bir de en çılgın hayalimizi yapalım bir süre, yarının ne getireceğini kim biliyor… Ve güzel bir türkü söyleyelim bu gün. İçinde aşk olsun, sevgi olsun, dostluk ve barış olsun, çocuklar olsun bir de. Ölüm, ayrılık, yalnızlık ve yoksulluk olmasın bu türkümüzde zira gerçek hayatta
Fiil değildir ki aşk, infialdir. Tercih değil, zarurettir. Kuvve değil, fiil değil, bizatihi istidadır.
Hal böyleyken, yanmakta olanı, bile isteye yananı, yanmayı itiyat haline getirmiş bulunanı kim ateşle korkutabilir?
Yeter ki ateş sönmeyi istemesin!
Yeter ki yakıcı olan yakmaktan vazgeçmesin!
Şu bilindik bir gerçektir ki öyle anlar vardır, bir saatlik süre insana bir ömür gibi gelirken, bazen de göz açıp geçinceye kadar geçer. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.