"İnan bana, neredeyse bir derdin olmasını istiyorum. Örneğin, sağlığını, paranı veya itibarını kaybetmiş (affet beni bir tanem!) olmanı ki böylece istediğim kadar yanında olayım, seni istediğim kadar yanımda tutabileyim."
"Görüyorsun ya, her zaman hep birlikte aynı şeyi istiyoruz ve bu da bizi bir arada tutuyor ve birbirimize bağlıyor. Her defasında, her birimizin aynı şeyi yine birbirimiz için istemesini bekliyoruz. Mutluluk tılsımı dediğim şey bu fakat bu, bir taraftan da, azıcık ahlaka aykırı."
"Sanki bir tür tılsımın etkisi altındayız, değil mi? Yaşamımızı etkiliyor ve sanki , tam da şu sıralar, bu tılsım bir şekilde yenilenmiş, tazelenerek uyanmış gibi. Bir tür bencil, kötücül bir refah hissi bu belki de. Eski bir sergimin uzak bir köşesinde kalmış cam vitrindeki son sevimli nesneye dek her şeyin sahibiymişiz, her şeyi yerli yerine koymuşuz gibi."
"Biz de trendeyiz; aniden trende uyandık ve kendimizi hızla yola devam eder halde bulduk, sanki uyurken trene bindirilmişiz, etiketlenmiş bir çift koli gibi vagona tıkılmışız. Ve ben "yol almak" istediğime göre, kesinlikle yol alıyorum."