Sen hem kızdın,hem de beyaz esvaplıydın. Sabahları bahçe kapısının eşiğinde parıldardın. Hava senin alevini içerir,mest olur, dalgalanır ve bakir vücuduna üflerdi. Güneş seni âşıkane bir tehalükle kucaklardı. Hava,güneş ve baban sana aşıktılar.
Pencereden göründüğün vakit. İzmit bir leylak demeti gibi bembeyaz açılırdı,körfez yanardı,bülbül çıldırırdı,çiçekleri sulayan ve öksüren baba,seni görünce,o gün ölmeyeceğini bilirdi. O vakitler,hangi sabah,böyle dirseğini pencereye dayayarak hıçkırırdın.
Artık ne bir kızsın, ne de beyaz esvaplısın; artık siyahlar giy.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçimde küçük bir kalp var benim,onu zindanından çıkarıp avcumun içinde taşımaktan memnun olurum,derinlemesine inceleyip gizemini açığa çıkarmak için. Ona doğrultma oklarını,yoksa korkuya kapılır ve sırlarının gizli kanını dökmeden evvel yok olur hemen, tıpkı Tanrı'nın onu sevgi ve güzellikle bezediğinde bahşettiği inancının mezbahasındaki bir kurban gibi.
"Edgar Linton'ın sevgisine benimkinden çok değer verdiğini düşünmekle ne budalalık etmişim meğer! Edgar, o çelimsiz vücudunun bütün gücüyle seksen yıl sevse,benim bir günde sevdiğim kadar sevemez. Catherine'in kalbi de benimki kadar derin. Denizin şu at yalağına girmesi,onun bütün sevgisinin o adamın tekeline girmesinden daha kolaydır."