Beni çok yalnız bıraktın,anlıyor musun? Üstelik ben bu yalnızlığı senden gizleyeyim diye kıvranırken, sen beni avucunda tutmak azmiyle nelere el atmadın.
Dünyada yaşamak kadar tüketici, yok edici bir kuvvet daha bulunamazdı. Yaşamak, her an mahvolmaktı. Bir taraftan erimek, ezilmek, çürümek, yok olmak ve özellikle, özellikle de değişmek demekti.
Nerede, ne zaman karşılaşacağız? Nerede
bulacağım seni? Nasıl anlayayım sen olduğunu? Tanıyacak mısın beni? Bütün benliğim senle dolu ! Ah, niçin, niçin böyle oldu? Niçin ayrılıyoruz? öğret bana -benim
aklım durdu çünkü, hiçbir şey anlayamıyorum- öğret bana: Kendini nasıl böler insan? Yüreğini göğsünden nasıl
koparıp atar da onsuz yaşar? Ah, seni bir daha hiç göremeyeceğimi düşündükçe! ..
Sanırım, beni olduğum gibi sevmedin sen. Hayalinde yarattığın beni sevdin.
Aldandın! İşte bu acı veriyor bana! Dayanılmaz bir acı veriyor! Bu gidişle ya öleceğim ya da aklımı kaçıracagım!