Başka birinin ölümü karşısında bizim de içimizde ufak bir şeyin ölmeye devam etmesi. Öyle ki bizi insan yapan şey, yalnızca empatinin getirdiği acı. Ve bunu kaybedersek, Tanrı'nın hiçbir versiyonu bizi kurtaramaz.
Ben mi yanıldım,
Yoksa dünya mı bilmem?
Bir yerlerde tökezledim
Ama düştüm diyemem.
Yağmur boğulmaktan söz eder şimdi bana
Güneş çekip gitmekten.
Beni kurtarmak için
Pamuk iplikleri uzanır
Uçurumlarıma...
Sevgili dünya,
Ne petekle balım kaldı,
Ne derilecek çiçeğim
Salıver artık beni
Kopar dizginlerimden!
Aslında meseleler basitti. Onları karıştıran insan ihtirasıydı. İhtiras kelimesini düşündü Sevgi, bir süre. Hayır düşünmedi: Hayvanat bahçesine ilk defa götürülmüş bir çocuk gibi baktı bu vahşi kelimeye. İhtiras, basitlik ve bayağılıktı.