Türkü diyordu ki, bir zamanlar biz böyle kul, böyle uşak, böyle köle değildik. Bağımsızdık, barış içindeydik, eşittik… hep birlikte güzelleştirirdik ülkemizi
…her işte burnunun dikine gidenlere de ‘Gerdan misali’ dermiş. Adana yakınındaki Gerdan köyünde yaşayanlar, bir yerden bir yere gidecekleri zaman, bu iki yer arasında bir çizgi üzerinde yolculuk ederlermiş. Bu doğrultudan hiç sapmazlarmış. Karşılarına bağ, bahçe, duvar, ırmak… ne çıkarsa çıksın doğrultudan şaşmazlarmış. Gerdan misali çok insan var bu ülkede. İnsanlar, kendilerine bir kere bir doğrultu seçtikten sonra düz duvarlara tırmanıyorlar, elbiseleriyle derelere giriyorlardı.
Evet, akıl, hareketlerimize rehber olamıyor. Peki beyler, bu akıl denen şeyden biraz olsun da yararlanamaz mısınız? Yoksa hepinizi ‘kaldırıp atmalı’ mı? Yoksa rahat etmek için akıl mı kaldırıp atmalı?
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
sımsıcak bir merhaba diyecektim
başımı usulca dizine koyacaktım
dört gün dört gece susacaktım
Bir yandan şarkılar söyleyerek, arada kirpiğimizin ucuna kadar gelen gözyaşlarını komik bir şakayla çok uzaklara göndererek, o şakaya normalde hiç gülünmeyecek kadar çok gülerek, canla başla çalıştık.