Doğrusu, her an inanmaya hazırdır, bütün bu yaşamın duyguların uyaranı olmadığına, hayal gücünün yalanı değil de aslında gerçek, sahici, var olan bir şey olduğuna! Neden o zaman, söylesenize, Nastenka, neden o zaman böyle zamanlarda sıkışıyor ruh? Neden o zaman büyülü bir şekilde, beklenmedik bir hırsla nabız hızlanıyor, hayalperestin gözlerinden yaşlar boşanıyor, solgun, ıslak yanakları yanıyor ve dile gelmez bir sevinçle doluyor bütün varlığı? Neden o zaman uykusuz geceler bir an gibi, sebepsiz bir neşe ve mutlulukla geçiyor ve şafağın pembe ışığı pencereye vurduğunda ve loş odayı bizde, Petersburg’da olan türden, kararsız fantastik bir ışıkla aydınlattığında tan vakti, hayalperestimiz neden yorulmuş, tükenmiş bir halde kendini yatağa atıyor ve kendi hastalıklı, mahvolmuş ruhunun coşkularından yorulmuş ve kalbinde acı verici, tatlı bir sızıyla uykuya dalıyor?
Ama ben daha bir sözcük arayıp bulamadan, kız kendini topladı, çevreye bakındı, nerede olduğunu hatırladı, bakışlarını yere çevirdi ve kıyıda benim yanımdan geçip gitti. Ben de hemen arkasından yürüdüm, ama kuşkulandı, kıyıdan ayrıldı, caddenin karşısına geçti ve kaldırımda yürümeye başladı. Ben caddeyi geçmeye cesaret edemedim. Kalbim ele geçirilmiş bir kuşunki gibi titriyordu.
İngiliz antimilitarizminin yabancı gözlemcileri tiksindirmesinin nedeni, Britanya İmparatorluğu’nun varlığını görmezden gelmesidir. Saf ikiyüzlülük gibi görünür. Sonuçta, İngilizler dünyanın dörtte birini işgal etti ve dev donanması sayesinde elinde tuttu. Ardından hangi yüzle dönüp de savaşın şeytanca olduğunu söyleyebiliyorlar?