"Jülide, biliyor musun, tam düşerken karşıma sen çıktın." "Düşerken mi?" "Evet." "Karşına çıkınca ne oldu peki?" "Bir sürü şey oldu işte. Benim için büyük şans."
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfıdir. Şimdi anlıyorum ki değilmiş. Yollar görünmez kayalarla doluymuş. Onlara çarpmamak lazımmiş. Daha fenası gizli cereyanlar varmiş ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş. Tâ ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar.
İnsanın içe dönük seferleri uçsuz bucaksız bir dünyada devam eder. Yol hep olacaktır, yolculuk bir kader; bizden beklenen istikameti sonuna kadar korumak ve varsa bir hasılası onu da ulu orta harcamamaktır. Çünkü yol mütemadiyen öğretir.