Sumi Vallgren

Michaels zamanının doğuşundan bu yana kendi aleminde sessiz sedasız bir köşede dururken ansızın yerinden alınıp rasgele elden ele fırlatılan bir taş, bir çakıltaşı gibi. Çevresinde olup bitenlerin pek farkında olmayan, kendi içine ve iç yaşamına kapanmış, sert, küçük bir taş. Tüm bu kurumlardan, kamplardan, hastanelerden ve Allah bilir daha kim bilir nerelerden bir taş gibi geçiyor. Savaşın bağırsaklarından da… Türünü sürdürmeyen, doğmamış bir yaratık. Kimi bulgulara göre benden yaşlı olduğunu tahmin etmeme karşın onu gerçek bir insan olarak düşünemiyorum.
Reklam
Yoksul Anadolu çocukları Ülkü Ocakları’na, faşist harekete katılırlardı. Orta sınıf gençler, az da olsa işçi kökenliler sosyalist partilere, sendikalara, sonraları da silahlı külahlı işlere, gerilla eylemlerine falan karışırlarken, bizim gibi zengin aile çocukları da en azından Maoculara, Aydınlık çevresine falan yanaşırlardı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Antal, koşmanın verdiği fiziksel zevki tatmak için koşar adım yürüyordu. Birkaç sene evvel Iza’yı terk etmek zorunda olduğunu anlayıp titrek bir göğün altında can havliyle koşarken de böyle yapmıştı. Bugün havada, kendi ışıklarını emer gibi görünen sokak lambalarının güçlükle deldiği, ıslak ve gevşek bir sis dalgalanıyordu. Sonunda onu öldürecek diyordu kendi kendine, nasıl az kalsın beni de öldürecek idiyse öyle.
Ormanın türlü türlü sesleri vardır. Kimi zaman hiçbirimizin duymadığı, nineciğimin duyduğu sesler olurdu. Öyle zamanlarda ninem, biraz önce yaptığı gibi yatağının üzerinde ayağa kalkar, su içen karga gibi ses çıkarırdı. Kargalar su içerken bütün âlemi içlerine çeker gibi bir ses çıkarırlar: “Huuuuuuuuuuuuuuu” Ağabeyim öyle zamanlarda ona tokat atmak için yerinden fırlardı: “Kocakarı!”
Sayfa 11·Kitabı okudu
Herkes büyü yapabilir, herkes belirlediği hedefe ulaşabilir, yeter ki düşünmesini, beklemesini ve oruç tutmasını bilsin.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Reklam