Edebiyat, hayatın anlamına dair matematiksel bir çözüm sunan, insanın bu çözümü kendi bütünlüğüne yedirip yürütebilmesi halinde varoluşunu da açıklamasını sağlayan, böylece zamanla yüksek matematiğin bir çeşidi haline gelen ve yalnızca tamamen ustalaşırsak adına okumak diyebileceğimiz, üstün bir matematik sanatıydı.
Uzun sözün kısası , parlaklık kötüydü , “aşırı keder” kötüydü , “aşırı neşe”
kötüydü ,dolayısıyla herhangi bir halde olmadan gezinmeniz lazımdı ; ve düşünmeden , en azından üst düzeyde düşünmeden .
Şimdiki anlamıyla mutluluk ,insan varoluşunun doluluğuna eşlik eden bir koşul değil de,
yüzeysel bir doymuşluk halini ifade etmektedir ;mutluluğun,
sevincin yabancılaşmış biçimi olduğu söylenebilir.
Kazanmış olduğumuz bağımsızlıkların her birinin ,canla başla savunulmasının kaçınılmaz olmasına karşın özgürlük sorunun yalnızca niteliksel bir sorun değil,aynı zamanda niceliksel bir sorun olduğunu unuturuz;geleneksel özgürlüğü korumak ve artırmak yükümlülüğüyle ve yetinmememiz gerektiğini,bize,kendi bireysel benimizi gerçekleştirme ,bu ben ‘e ve yaşama inanma yetisi verecek yeni türden bir özgüllüğü elde etmek durumunda olduğumuzu gözardı ederiz.