Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal

Tayfun Bal

, bir kitap okudu
9/10
·296 syf.··
8 günde okudu
·
2021 4. kitabı
Desmond Morris
8.6/10 · 55 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·288 syf.··
2021 3. kitabı
Bu kitap insanın maymundan üremiş bir tür değil, doğrudan doğruya maymun olduğunu iddia ediyor. Kitabın yazarı zoolog Desmond Morris'in bu maymun türüne verdiği isim ise kaybettiği vücut tüylerinin ona sağladığı karakteristik görüntüsünden ötürü ÇIPLAK MAYMUN. Yazar Morris Çıplak Maymun adlı bu kitabında teknolojinin ve "medeniyetin" gelişmesine rağmen çıplak maymunun pek değişmediğini ve değişmeyeceğini göstermek, ünlü primatolog Frans de Waal'in sözleriyle "Maymunu ormandan çıkarabilirsiniz, ama ormanı maymunun içinden çıkaramazsınız" sözünün haklılığını bir kez daha gözler önüne sermek için sizi geçmişte kısa bir yolculuğa çıkarıyor. İlk olarak kökenlerimize inerek neden ve nasıl başkalaşım geçirdiğimizi görüp, daha sonra çıplak maymunun davranışlarınının temelini oluşturan cinsellik, yavru yetiştirme, araştırıcılık, savaşma, beslenme, konfor ve benzeri gibi konularda çıplak maymunun yani biz insanların ya da Homo Sapiens'in neden hâlâ 183 maymun türünden sadece biri olduğunu ve bunu kabullenmemiz gerektiğini açıklıyor. Kitapta yer alan başlıkların altında alt başlık olarak gösterilebilecek bir çok konu var. Örneğin "Savaşma" başlığı altında dinlerin kökeni de irdeleniyor. 1967'de yayımlanmış bir kitap olduğu için bazı konularda güncel kaynaklardan daha az kapsamlı olmakla birlikte yine de içinde kendine has ve diğer kitaplarda görmediğim birçok teori ve fikri de içeriyor. Hatta bazı konularda daha cüretkar olduğunu da söyleyebilirim. Antropoloji, evrimsel psikoloji ve türümüzün kökenine ilgi ve merak duyan tüm okurlara tavsiye ederim. NOT: Kitabı beğenenlere Frans de Waal'in İçimizdeki Maymun kitabını da okumalarını tavsiye ederim. Frans de Waal İçimizdeki Maymun
Bilim
Çıplak MaymunDesmond Morris · İnkılap Kitabevi · 2009307 okunma
Küçük iltihaplar ve hastalıklar genellikle akılcı yoldan, sanki daha ciddi hastalıkların hafif bir biçimiymiş gibi tedavi edilir. Oysa, bu rahatsızlıklara aslında ilkel "tımarlama istekleri"nin sebep olduğunu gösteren kuvvetli kanıtlar vardır. Tıbbi belirtiler, gerçek bir davranış bozukluğunu yansıtır. Tımar edilen, dostça bir sempati ve ilgi uyandırır; aslında sadece bu, onu iyileştirmeye yeterli olacaktır. Hastaya ilaç verilmesi, bakılması eski tımarlama hareketlerinin yerini tuttuğundan ve bir "uğraş" ayinine zemin hazırladığından tımar edenle edilen arasındaki toplumsal ilişkiyi belirler, sınırlar.
Sayfa 213 - İnkılap Yayınevi - 6. Baskı·Kitabı okudu
Bilim
Bizi bu bölümde ilgilendiren konuşma biçimi ise, dördüncüsü, yani "tımarlama konuşması"dır. Bu, toplumsal toplantıların anlamsız, terbiyeli çene çalma konuşması, "Hava ne güzel değil mi?", "İyi bir kitap okudunuz mu son zamanlarda?" cinsinden konuşmadır. Önemli bir fikir ya da bilgi alışverişi değildir söz konusu olan; ne konuşanın gerçek ruh halini yansıtır, ne de estetik bir doyuruculuğu vardır. Görevi, selamlama gülümsemesini pekiştirmek, toplumsal beraberliğin sürdürülmesini sağlamaktır. Bizim türümüzde toplumsal tımarlamanın yerini tutar. Saldırgan olmayan, toplumsal bir zihni uğraş sağlayarak hayli uzun süre toplu halde bulunmamıza, değerli grup ilişkilerinin ve dostlukların gelişip güçlenmesine yardımcı olur.
Sayfa 208 - İnkılap Yayınevi - 6. Baskı·Kitabı okudu
Bilim
Mimarlık - Çıplak Maymun İlişkisi
Bizim türümüzde saldırganlığın örgütlenmiş biçimlerinden biri de topluluk ünitesi içindeki aile ünitelerinin kendi yerleşim bölgelerini savunma çabalarıdır. Aile ünitesinin "ev" çevresinin mekân olarak savunulması, bütün mimari gelişimlerimiz boyunca yerini korumuştur. En büyük binalar bile, konut olarak yapıldıklarında usanılmadan her aileye kadar tekrar bölünür. Mimari "iş bölümü" yoktur, ya da yok denecek kadar azdır. Lokanta ve meyhane gibi "komünal" yeme içme binalarının yapılması bile, aile ünitesi bölmelerindeki yemek odasından vazgeçilmesine sebep olmamıştır. Kaydettiğimiz bütün ilerlemelere rağmen, şehir ve kasabalarımızın planlarına, o eski çıplak maymun ihtiyacımız, topluluğu küçük aile yerleşim bölgelerine ayırma eğilimimiz hâkimdir. Kat kat taş blokların henüz yükselmeye başlamadığı yerlerde, savunulan bölge, tel örgü, çit ya da duvarlarla, dikkatle örülüp komşulardan ayrılmıştır. Ve bu sınırlara, toprağa bağlı diğer hayvan türlerinde görülen saygı gösterilir. Aile toprağının önemli bir özelliği de, diğerlerinden ayırdedilebilecek bir niteliği olmasıdır. Başlıbaşına ve sınırlanmış olması ayırdedilmesine yardımcı olsa da bu yeterli değildir. Biçimi ve genel görünümü ile kolayca tanınabilir olması, dolayısıyla orada oturan ailenin "kişisel" malı olduğu belirtilmelidir. Bu kural her ne kadar aşikâr görünse de, çoğu kez ya ekonomik nedenler, ya da mimarların biyolojik etkenlerin farkında olmamaları yüzünden unutulmuş, önemsenmemiştir. Dünyanın birçok şehir ve kasabası tekdüze, birbirinin eşi evlerden kurulu sonsuz sokaklarla doludur. Apartmanlardaki durum daha da kötüdür. Mimarlar, müteahhitler, plancılar tarafından böyle evlerde oturmaya zorlanan ailelerin yerleşim bölgeleriyle olan ilişkilerine inen psikolojik darbe hesaplanmayacak kadar ağır
Sayfa 182 - İnkılap Yayınevi - 6. Baskı·Kitabı okudu
Bilim