''Aklını başına derleyip bu
pis ruh haletini tahlil etmek istersin.
İnsan ruhunun çözülmez düğümleri
bir muamma gibi önüne serilir.
Kitaplarda okuduğun depresyon
kelimesine bir cankurtaran simidi gibi
sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde,
maddi olsun, manevi olsun, bütün
dertlerimize bir isim takmak merakı
vardır, bunu yapamazsak büsbütün
çılgına döneriz.''
”Lüzümsuzluğuma, faydasızlığıma bu andan itibaren inandım. Ara sıra hayata tekrar döner gibi olduğum, yaşadığımı zannettiğim oldu. Hatta bunları düşündükten birkaç gün sonra, yepyeni bir vaziyet, beni bir müddet için tesiri altına aldı ve oyaladı. Fakat ruhumun en derin bir köşesinde yeryüzünün bana ihtiyacı olmadığı kanaati, her zaman için yerleşip kaldı…”
"Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece..."