K

K
@TheMorgana
Pek çok iyi bilinen katilin, işledikleri cinayetler ne kadar iğrenç ve nefret dolu olursa olsun, pek çok ateşli taraftarı bulunmaktadır. Charles Manson'ı düşünelim. Sa­dist bir katil olan bu adam, önerdiği her şeyi yapma eğiliminde olan pek çok izleyeni tarafından 'Mesih' olarak kabul edilmektedir. Bu gad­dar davranışı savunmadığımı ve Charles Manson'ın taraftarı olmadığı­mı açıklığa kavuşturmak istiyorum. Ancak kendinize şu soruları sorun: Charles Manson yaptıkları veya söyledikleri bir şey için tamamen red­dedilmediyse, herkes tarafından reddedilecek kadar kötü ne yapmış olabilirsiniz? Halen şu eşitliğe inanıyor musunuz, onay = değerlilik? Charles Manson'ın ailesi kendisine neredeyse tapmıştır; ancak, bu onay onu değerli bir insan yapmış mıdır? Bu, tam bir saçmalıktır.
Prometheus Efsanesi
Yunan mitolojisine göre Zeus insanlara kızar ve ateşi onlardan esirger. Titan Prometheus ise tanrılar katından ateş çalarak insanlara verir. Bu nedenle de Zeus tarafından Kafkas dağlarında bir kayaya zincirlenir. Cezası bir kartalın her sabah gelip karaciğerini yemesi, akşam da karaciğerinin yeniden büyümesidir.
İlk anlaşma: Kullandığınız sözcükleri özenle seçin.
Aptal olduğunuza inanabilirsiniz ve buna kendinizi bildiğiniz günden beri inanabiliyor olabilirsiniz. Bu anlaşma çok sinsice olabilir ve öyle şeyleri size yaptırır ki, aptal olduğunuz konusunda iyice emin olursunuz. Yaptığınız her minik hatada bile "Keşke zeki olsaydım. Bunu yaptığıma göre gerçekten aptal olmalıyım" diye düşünürsünüz. Zihin aptal çapasının inancı doğrultusunda size aptal olduğunuza dair sayısız kanıt sunar. Bir gün, bir kimse, zihninize yine bir başka sözle bir başka çapa atar. Bu, aptal olmadığınıza dair bir çapadır. Bu insanın söylediğine inanırsanız, yeni bir anlaşma yaparsınız. Sonuç olarak, artık kendinizi aptal hissetmezsiniz ve aptalca davranamazsınız. Büyü bozulmuştur, sadece sözün gücüyle. Ama aptal olduğunuza inanıyorsanız, birisi daha zihninize aptal olduğunuza dair bir çapa atarsa ve "Evet, sen gerçekten tanıdığım en aptal insansın" derse anlaşma daha da kuvvetli ve güçlü hale gelecektir.
İkinci Anlaşma: Hiçbir şeyi kişisel algılama
Siz mutluyken bana, ''Miguel sen bir meleksin'' diyeceğinizi bilirim. Ama bana kızgın olduğunuzda, ''Oh Miguel sen şeytanın tekisin, çok kötüsün. Bu tür şeyleri nasıl söyleyebilirsin?'' dersiniz. Her iki halde de söyledikleriniz beni etkilemez. Çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok. Birisinin bana kim ve ne olduğunu söylemesine ihtiyaç duymuyorum. Hayır, hiçbir şeyi kişisel algılamıyorum. Sizin bakış açınız, sizin dünyanızı yansıtır. Siz kendinizle uğraşırsınız, benimle değil. İnanç sisteminiz doğrultusunda oluşturduğunuz fikirleriniz, daima kendinizle ilgilidir. Benimle değil.
Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu. Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.