Penceresinden İstanbul Boğazı'na her baktığında top namlusu gören Vahdettin, Dolmabahçe Sarayı'nın bombalanmasından korkup, Yıldız Sarayı'na taşınmıştı
İkinci Mehmet'in fethettiği İstanbul'da...
Altıncı Mehmet'in hali buydu.
Vahdettin'in ablasıyla evli olan Damat ferit başbakandı.
"Bütün umudum Allah'ta ve İngiltere'de "diyordu.
Allah'tan sonra İngiltere değil...
Allah ve İngiltere.
Eşit derecede medet umuyordu.Zavallılık bu seviyedeydi.
İngiltere başbakanı Lloyn George, kisisel olarak Türk milletinden nefret ediyordu..." Türklerin nitelikleri arasinda yabanci milletleri yönetme vasfi yoktur, Türk kültürünün kurulduğu her yerde refah ve kültür seviyesinin düştüğü kesindir, Türk yönetiminin geri çekildiği her yerde refah ve kültür seviyesi artmıştı, Türkler fethettiği her yeri yıkmıştır,"diyordu
Emperyalizm bize işte böyle bakıyordu.
Vahdettin'in, Damat Ferit'inbiat ettigi zihniyet buydu..
"Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu göremiyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?"
Tarihçilere gelince ; gelecekte tarihçiler bu harp hakkında ne yazacaklar bilemem, ama Çanakkale Muharebeleri'nin Türklerin bir nefsi müdafaa mücadelesi olduğu kadar, kardeşlerini artik körü körüne sadece müslümanlık bağlarına dayanarak seçmemeleri gerektiğnin de kanlı bir hikayesi olduğu kesindir. Benim arzum, bu milletin çektiği çilelerin, Çanakkale'de pek çetin şartlar altında geçen bu muharebelerin gelecekteki Türk gençliğne ibret olmasıdır.Yoksa yazık olur! Çok yazık olur.