''Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçup gider deyişini bilir misin? Çoğu insan bunu yanlış anlıyor. 'Adamın parası bitince kadın kaçıp gider.' demek değil bu. Adamın parası bitince... Kalbini de kaybeder. Bir işe yaramaz. Öyle acizleşir ki gülemez bile, tuhaf bir aşağılık kompleksine kapılır, çaresizliğe kapılır, kadını uzaklaştıran da odur. Neredeyse aklını kaçırıp kurtulana kadar kadını sarsıp durur. Yani en azından okuduğum bir kitapta böyle diyordu. Üzücü, değil mi? Ne yazık, ben de o duyguyu çok iyi biliyorum.''
''Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış''
“İnsan yaradılışı tam bir eşitliğe dayanamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır. Diyebileceğim ki, iyilik dahi, ancak cezayı görme ve ayıplama icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir.”
''Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: ''Buradayım'' der.''