"Bir kitap çekti, sayfalarını karıştırdı: iri harflerle basılmış bir kitap. Bizdeki kitapların çoğu iri harflerle basılıyor Olric. Kültür seviyemizi gösteriyor bu iri harfler. Okumayı yeni öğrenen bir millet olduğumuz için iri harfleri tercih ediyoruz. Daha harfleri yeni söktüğümüz için, onları satırlar arasında kaybetmekten korkuyoruz. Az gelişmiş harfleri seviyoruz. Geniş aralıklı satırlar, sayfanın kenarlarında büyük boşluklar, içimizi serinletiyor. Bütün babalar, oğullarına: 'Oku da adam ol' diyorlar. Gene de kimse okumuyor. Biz adam olmayız Olric."
Tutunamayanlar hakkında bir şeyler yazmak çok zor. Romanın kendisi gibi bir inceleme yazmayı düşündüm, muhtemelen ben istemesem de tıpkı romanın kendisi gibi parçalanmış bir inceleme okuyacaksınız.
Romanı okumaya başladığım ilk andan itibaren karşıma çıkan şey parçalanmış, bölünmüş, olay örgüsü diye bir şeyden bahsetmenin pek mümkün olmadığı koca bir metindi. Oğuz Atay bunu bilinçli olarak yapmış; geleneğe aykırı, yepyeni bir şey ortaya koymuş. Atay, eskinin klasik roman anlayışını yıkmak için dev bir adım atmış, armut piş ağzıma düş mantığıyla okura her şeyin altın tepsinde sunulduğu, okurun kafasını yormaya hiç gerek duymadığı, olayların birbiri ardına sıralandığı, çatışmanın kuvvetli olduğu, net bir sona bağlanan o bildiğimiz romanlardan bambaşka bir şey yazmış. Nitekim onu kimse anlamamış. Korkuyu Beklerken’de de dediği gibi, “Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.” Evet, Oğuz Atay’ın eserleri o dönem anlaşıl(a)mamış, kitabını güç bela yayımlatmış, onu anlayan azınlık da Oğuz Atay’a yetmemiş. Anlaşılamamaktan da fazlasıyla yakınmış. Kitabını yayımlatabildikten 6 yıl sonra da vefat etmiş. Oğuz Atay’a ve eserlerine olan ilgi ise 80’li yılların ortasından itibaren artmış. Ömer Madra’nın gayretleriyle eserleri tekrar basılmış, Oğuz Atay ve eserleri üzerine incelemeler yapılmış, tezler hazırlanmış. Ne yazık ki Atay, eserlerinin şöhretini göremeden çok erken bir vakitte göçmüş.
Türk edebiyatında Tutunamayanlar benzeri bir başka roman bulmak çok güç. Kullanılan teknikler düşünülürse benzerliklerin olduğu eski dönem romanları var. Fakat bunların hiçbiri Tutunamayanlar gibi değil. Abdülhak Şinasi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yusuf Atılgan gibi isimlerde modernizm özellikleri olsa da Tutunamayanlar hem yapı hem üslup bakımından tam bir modernist roman