Muhammed Enes Yaşar

Muhammed Enes Yaşar
@Tolsdoyevski
Bengü il tuta olurtaçı sen Türk budun . . Yazdıklarım, susamamanın yazılarıdır.
Puan vermedi·312 syf.··
2025 25. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 17:45
Roman, Tender Branson adlı bir adamın sesiyle başlar – o, Creedish Death Cult adlı tuhaf bir intihar tarikatının tek hayatta kalan üyesidir. Kitap, bir uçağın kara kutusuna kaydettiği "itiraf" şeklinde ilerler: Tender, uçağı kaçırmış, yakıt bitmek üzere ve Avustralya çölüne doğru düşüyor. Anlatı tersine akar (bölümler 47'den 1'e, sayfalar 289'dan 1'e doğru numaralandırılmış), yani sonu başta, başı sonda. Tender, çocukluğundan başlayarak hayatını anlatır: Tarikatın katı kuralları, dış dünyaya sürülmesi, temizlikçi olarak çalışması, bir anda "ünlü hayatta kalan" haline gelmesi ve şöhretin getirdiği kaos. Chuck Palahniuk burada klasik "kurban kahraman"ı tersyüz eder ve şunu haykırır: Hayatta kalmak, aslında en büyük lanettir; çünkü seni bir "ürün"e dönüştürür. 1.Din ve tarikatlar bir tüketim tuzağıdır Creedish tarikatı, "günahkar" dünyaya hizmet ederek "kurtuluş" vad eder – ama aslında kapitalizmin bir parçasıdır. Tender gibi "hayatta kalanlar" bile birer meta olur: Kitaplar yazar, konuşmalar yapar, hayranlar peşine düşer. Palahniuk, dinin nasıl bir "marka"ya dönüştüğünü tiye alır. 2.Ünlülük = Ölümcül bir illüzyon Tender, "tek hayatta kalan" diye aniden meşhur olur: Talk show'lara çıkar, ev eşyası infomercial'larında rol alır ("Bu fırçayla tuvalet temizleyin, günahlarınızı silin!"). Ama şöhret, onu boş bir kabuğa çevirir. Kitap sorar: Gerçek kimliğin ne kadarını feda edersin dikkat için? (Fight Club'daki tüketim eleştirisinin devamı gibi.) 3.Hayatta kalma, intihardan beter Tarikat üyeleri toplu intihar ederken Tender "kurtulur" – ama bu kurtuluş, yalnızlık, sahtelik ve sürekli bir performans getirir. Romanın en vurucu yanı: Gerçek özgürlük, her şeyi yok etmekte; ama toplum seni "hayatta" tutarak zincirler. 4.Biçimsel numara: Ters anlatı Kitabın geriye doğru gitmesi, hayatın
Edebiyat
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·132 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 11:47
Kendisi de burjuva sınıfından sayılabilecek olan Bulgakov, Sovyet Rusya'da yaşanan Bolşevik devriminden sonra kurulan komünist rejimin, burjuva sınıfın aleyhine gerçekleştirdiği politikalardan rahatsızdır. Ancak, her zaman olduğu gibi baskıcı rejimlerin en ufak bir eleştiriye tahammülü yoktur. İfade özgürlüğünün olmadığı bu tür toplumlarda yaşayan yazarlar da görüşlerini genellikle sembolik hikayelerle anlatma yolunu tercih ederler. Bulgakov da aynı şekilde eleştirilerini ,edebi yeteneği ve aldığı tıp eğitimi sayesinde ustaca yazdığı bu kurgu hikayenin arka planına gizlemiştir. Sokak köpeği Şarik'in profesörle tanışmadan önceki sefil hayatı proletaryanınn devrimden önceki halini simgeler. Köpeği bir parça sucuk vererek peşine takan Pofesör Filipp Filippoviç ise karın tokluğu ve sıcak bir yuva vaadiyle işçi sınıfın aklını çelerek, onları devrime hazırlayan Lenin'dir. Sokak köpeğinin ölüm kalım savaşı verdiği zorlu ameliyat, devrimi, ameliyat sonrasındaki yeni hayatına uyum sağlayamayarak huzur bozucu bir mahluka dönüşen insan Şarik ise devrimden sonraki işçi sınıfı simgeler. Romanda geçen en vurucu cümle, Profesör Flipp Filippoviç'in insan haline dönen ve her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmeyen Şarik için söylediği "Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini" cümlesidir. Burada kastedilen şey, insanın, bu dünyadaki en kötü ve en rezil varlık olduğu değil, kötülüğü seçtiğinde en kötü ve en rezil varlık haline geldiğidir. Çünkü, en iyi bozulunca en kötü olur. Profesörün, hem asistanı hem de dostu olan ve cinayet işlemeye niyetlenen Bormental'e söylediği "Asla suça bulaşmayın, kime karşı olursa olsun. Yaşlandığınızda elleriniz temiz olsun" ikazı da ,
Edebiyat
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma
9/10
·158 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 23:15
Dünyevi koşturmalardan bir nebze olsun ara verip sonunda Mihail Bulgakov başlayabildim. Başlangıç eseri olarak doğru bir tercih yapmış olduğumu bu eserin her bir cümlesi bunu ispat etti bana. Eseri başta okurken birbirinden bağımsız öyküler derlemesi olarak düşünmüştüm. Fakat okudukça aslında öyle olmadığını kitabın adından da bahsettiği gibi bir anı derlemesi olduğunu gördüm. Bu anı derlemesi Tıp Fakültesi’nden yeni mezun olmuş genç bir doktorun taşradaki vermiş olduğu mücadeleyi en amansız şekilde anlatmakta. Genel olarak baktığımızda oldukça sade ve anlaşılır, betimlemeler ise yerinde. Özellikle kış üzerine yapmış olduğu betimlemeler beni oldukça etkiledi. Rus edebiyatındaki kış mevsimine dair betimlemeler beni gerçekten büyülüyor. Bu öyküler içerisinde beni oldukça etkileyen bölüm ise Morfin . Morfin de ana tema bağımlılık gibi görünse de alt kısımda derin ve sert bir yalnızlık duygusu hakimdi. Hatta öylesine hakimdi ki yer yer satırların çoğunu duygulanarak okudum. Hatta şöyle söyleyeyim ki uzun zamandır bastırmış olduğum intihar düşüncesi bile göz kırptı bana. Ayrıca ana karakterin günlük şeklinde not tutması da kendimle özdeşleştirdim çünkü benim de uzun zamandır yapmış olduğum bir davranıştı ki hala devam etmekte. Netice itibarıyla anı türünde kurgu eser okumak isterseniz eğer birebir ihtiyacınızı karşılayacaktır.
Edebiyat
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
9/10
·232 syf.··
2024 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 13:56
Yevgeni Zamyatin'in Biz (orijinal adıyla Мы) romanı, 1924'te yazılmış ve distopik edebiyatın öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eser, totaliter bir devletin kontrolünde yaşayan insanların hayatını anlatır. İşte kitap hakkında bazı önemli noktalar: Konusu: Biz, gelecekte geçen bir hikaye anlatır. İnsanlar, sayılarla adlandırılmış ve tüm hayatları devlet tarafından belirlenmiştir. Özgür irade, duygular ve bireysellik kavramları yok edilmiştir. Toplumun tamamı, camdan yapılmış şeffaf binalarda yaşar, böylece herkes herkesi sürekli gözetleyebilir. Temalar: Bireysellik ve Özgürlük: Kitap, bireylerin özgürlüğünün ne kadar sınırlandırılabileceğini sorgular. Ana karakter D-503, sisteme olan inancını yitirdikçe bireyselliğini keşfeder. Totalitarizm: Zamyatin, devletin birey üzerindeki mutlak kontrolünü eleştirir. Bu, kitabın yazıldığı dönemin Sovyet Rusya'sına da bir eleştiri olarak okunabilir. Aşk ve İnsanlık: D-503'ün I-330 adlı bir kadına aşık olması, sistemin insan doğasına aykırı olduğunu gösterir. Aşk, bireyin sisteme karşı başkaldırısının başlangıcıdır. Stil ve Etki: Biz, modernizm ve avangard edebiyatın etkilerini taşır. Zamyatin'in dili, matematiksel ve teknik terimlerle doludur, bu da kitabın distopik atmosferini güçlendirir. Bu roman, George Orwell'in 1984'ü ve Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sı gibi eserlere ilham vermiştir. Distopik edebiyatın temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Eleştiriler: Bazı eleştirmenler, Zamyatin'in devlet karşıtı temalarının Sovyet rejimi tarafından tehlikeli bulunmasını, kitabın Batı'da yayınlanmasına ve ülkesinde yasaklanmasına yol açtığını belirtir. Kitabın felsefi derinliği ve bireysellik üzerine yaptığı vurgular, onu sadece bir bilimkurgu romanı değil, aynı zamanda bir insanlık durumu üzerine düşünme aracı haline
Edebiyat
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202211,9bin okunma
7/10
·50 syf.··
2024 54. kitabı
"Bartleby, the Scrivener: A Story of Wall Street" Herman Melville tarafından yazılmış kısa bir öyküdür ve ilk olarak 1853'te yayımlanmıştır. Bu eserin kısa bir incelemesini yapmak gerekirse eğer : Konu ve Anlatım: Öykü, Wall Street'te bir avukat olan anlatıcının bakış açısından, kendi ofisinde çalışan bir katip olan Bartleby'nin hikayesini anlatır. Bartleby, başlangıçta oldukça verimli bir çalışan gibi görünür ancak zamanla "yapmamayı tercih ederim" (I would prefer not to) ifadesini kullanarak gittikçe daha fazla işi reddetmeye başlar. Bu cümle, öykünün merkezi bir teması haline gelir ve Bartleby'nin pasif direnişini simgeler. Tema ve Sembolizm: İzolasyon ve Yabancılaşma: Bartleby, toplumdan ve sosyal normlardan kopuk bir karakter olarak izole edilmiş ve yabancılaşmış bir bireyi temsil eder. Onun çalışmayı reddetmesi, modern kapitalist toplumda bireyin anlamsızlaştırılmasına bir tepki olarak yorumlanabilir. Pasif Direniş: Bartleby'nin "yapmamayı tercih ederim" ifadesi, pasif direnişin gücünü ve etkisini gösterir. Bu, otoriteye karşı sessiz bir protesto biçimidir ve bürokrasinin, iş dünyasının ve kişisel ilişkilerin sınırlarını zorlar. İnsan Doğası ve Merhamet: Anlatıcı, Bartleby'nin garip davranışlarına karşı başlangıçta sabırlı ve merhametli davranır, ancak zamanla bu merhamet sınırlarına dayanır. Bu, insan doğasındaki sabır, anlayış ve bencillik gibi çelişkileri gözler önüne serer. Karakterler: Bartleby: Hikayenin merkezindeki gizemli ve trajik figürdür. Onun hakkında çok az şey bilinir, bu da onu daha da gizemli ve sembolik yapar. Anlatıcı: Bir avukat ve Bartleby'nin işvereni olarak, Bartleby'nin davranışlarına karşı değişen tutumlarıyla hikayenin dinamiklerini şekillendirir. Dil ve Üslup: Melville, bu öyküde anlatıcı karakterin sesini kullanarak, hem komik
Edebiyat
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma