Şüphesiz tüm zamanların en çok okuduğum ve en sevdiğim kitabı. Çoğu insan gibi Tolkien'in efsanevi dünyasıyla ilk tanışmam Yüzüklerin Efendisi filmiyle oldu. Önce filmlere tamamen hayran kaldım, sonra da bu inanılmaz dünyaya olan doymak bilmez iştahımı gidermek için kitapları okumaya başladım. Silmarillion'a başlamayı uzun süre ertelemiştim, çünkü çok aptal olmaktan korkuyordum. Fakat Tolkien sizi gayet iyi yönlendirecek ve kitapları üzerine yaptığım çoğu zaman ateşli çalışmalarım sayesinde de, hiçbiri beni Silmarillion kadar etkilemedi. Silmarillion, fantastik edebiyat hayranları için gerçek bir altın madeni.
Ben bir kitaba yarım yamalak odaklanabilen biri değilim ve Silmarillion, insanın tam dikkatini gerektiren bir kitap. Evet, binlerce isim var ve bazen yavaş ilerliyor, hatta bazen mitoloji ansiklopedisi okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Bu düşünceler yanlış değil, ama Orta Dünya evreni için daha derine inmek isteyenler mutlaka okuması gerekir. Kitabı okumadan önce TheWhiteTree forum sayfasından bolca araştırma ve bol bol BFME oynadığım için dünyaya oldukça hakimdim. O yüzden rahat ve aşırı keyif verici bir okuma deneyimi olmuştu benim için. Kendimi Tolkien'in hayal gücünün Jordan'ı gibi olduğunu düşünürken bulmuştum. İnanılmaz derecede, akıl almaz bir hayal gücüyle dolu, okuma zevkini en eksiksiz yaşadığım büyük usta bir yazar.
Kitapta Tolkien en ince ayrıntısına kadar iniyor ve dünyanın hikayesi en başından Yüzüklerin Efendisi'nin tanıdık dünyasına kadar açılıyor. Birinci Çağ'ın -ve biraz da İkinci ve Üçüncü Çağ'ın- karmaşık ve trajik öykülerine odaklanıyor: Arda'nın öyküsü; Iluvatar, Valar ve Maia'nın öyküleri; Melkor'un -daha sonra Morgoth'un- öyküsü; Eldar (Her zaman Fingolfin ve Finarfin'in Altın Hanedanı'nı destekledim, sonları hem trajik hem de aynı