“Hastalığınız nedir?”
Söylediğimi anladı, gülümsedi.
“Hastalığımın adı yaşlılık…”
Haklı, karşımda sanki bir insan değil de iskelet konuşuyor gibi. Hemen ardından kesik kesik öksürdü.
“Hâlâ dirisiniz maşallah,” dedim zoraki gülümseyerek.
“Dünya rüyaların içinde bir rüyadır, ölünce bir başka rüyaya uyanacağım.”
Yaşlanmaktan mı ya da artık hiçbir şeyin istediğimiz gibi olamayacağına kanaat getirdiğimizden midir bilinmez,
sustuğumuzda tatsızlaşıyoruz, dedi Edgar, konuştuğumuzdaysa gülünçleşiyoruz.
Türkiye de entelektüel görünebilmek için Türk kimliğinden uzak şeylere sapılıyor.
Bu kitap bize tarihîn karanlık sayfalarını ve büyük bir manipülasyonu ifşa ediyor. Birileri
toplumun zihinsel kodlarına ilim ve bilimin kaynağının Batı olduğunu yerleştirdi ancak bugün Batıya ait sandığımız birçok bilim ve tekniğin kökeni Doğuya aittir. Toplumun genetiğine işlenen aşağılık duygusu bu eserle yıkılabilir aslında. Okuyacağımız bu eserlede bunu bir kez daha anlamış olduk.
Mesela bir işe başladıktan bir hafta sonra, insanın kendi kendisine sorması lazım "Bu hafta ben bir şey öğrendim mi?" diye.
Bazen seyahatlerde olduğum zaman o hafta hiçbir şey öğrenemedim gibi gelir bana! Evet ... Aşağı yukarı her gün bu soruyu ken dime soruyorum. Her gün alıştığım için, her gün soruyorum.