Zamanın en büyük şairlerinden sayılan Ka'b Bin Züheyr Müzeyne kabilesine mensuptur. Rivayete göre Ka'b İslam'a giren erkek kardeşine çok kızmış ardından da Allah Resulü'nü (sav) yeren şiirler okumuştu. Hicretin 9 yılında Müzeyneliler de dahil Arabistan'ın büyük bir bölümü Resulullah'ı tanıyarak Müslüman olunca himayesiz kalan ve itibar kaybına uğrayan Ka'b gizlice Medine'ye giderek İslam'ı kabul etmiş ardından da Hazreti Muhammed'e (sav) övgü dolu şiirler okumaya başlamıştı. Gelişmeden memnun olan Allah Resulü (sav) şairi affettiği gibi ona Kendi Hırkasını (Bürde) hediye etmiştir. Ka'b'ın Kaside-i Bürde adıyla anılan şiiri Hz Peygamber (sav) ile ilgili şiirlerin en meşhuru ve daha Sonraları yazılan benzer manzum eserlerinde öncüsü ve ilham kaynağı olmuştur.
Siyer-i Nebi
Resul-i Ekrem (sav) şehirden ayrılmadan önce Ebu Süfyan'ın Kabilesi ümeyye oğullarına mensup genç sahabi Attab bin Esid'i vadiliğe getirmek suretiyle şehrin idari hayatına müdahale etmediğini göstermiştir. Attap bin Esid Hz Peygamber'in (sav) kabilesinden değil geçmişten beri Bu kabile ile rakip Hatta Hasım konumunda olan ümeyyeoğullarındandı. Bununla Allah Resulü sav geçmişteki husumetlerin iptal edildiğini bütün taraflar için yeni bir sayfanın açıldığını göstermiş oldu. Fetih ile birlikte Mekke ile Medine arasındaki düşmanlık sona ermiş artık Hicaz'da İslam'ın üstünlüğü tesis edilmişti. Mekke'nin fethi ile Medine'ye hicret de sona ermiştir. Kabe asıl misyonuna dönmüş puthane olmaktan kurtulup Tevhid inancının merkezi haline gelmiştir.
... O'nun kendilerine nasıl bir muamelede bulunacağı hususunda merak ve endişe içinde bekleyen Mekkeliler'e umumi af ilanını duyurdu.
Ancak gerekmekke gerekse Medine döneminde müslümanlar aleyhine faaliyette bulunan ve Hz Peygamber'e (sav) hakaret eden İbni hatal midyas bin subabe ve hüveyris bin mukayes gibi Müşrikler bu haftan istisna tutularak ölümle cezalandırılmışlardır.
Hz Peygamber'in (sav) adı geçen şahıslar hakkında böyle bir karara varmasında şahsi kin veya nefretin değil daha ziyade bu insanların Müslümanların gerek Can güvenliklerini gerekse inançlarını Hedef almaları etkilidir.
Ancak haklarında idam Fermanı bulunan bu şahıslar ve bazı Mekkeliler çeşitli vesilelerle affa uğramak suretiyle kısa süre sonra Müslümanlar arasına dahil olmuşlardır.
Adı geçen bu şahıslar Mekke adına Müslümanlara karşı düzenlenen faaliyetlerin öncülüğünü yapmışlar, Bundan dolayı öldürülmeyi hak etmişlerdi. Kendileri de bunun farkındaydılar. Ancak Allah Resulü'nün (sav) Öncelikle hedefi suçluları cezalandırılmak değil gönülleri, Hatta düşmanları kazanmaktı.
Siyer-i Nebi
Fethin Hukuki Dayanağı:
Mekke civarında yaşayan Beni Bekir ile Beni Huzaa kabileleri İslam öncesi döneminden beri birbirine düşmandılar. Hudeybiye'den yaklaşık 2 yıl sonra Beni Bekir'in kolu olan Beni Nüfase anlaşmaya göre Müslümanların müttefiki olan Huzaa'ya Mekke yakınlarında saldırdı. Huzaalılar kaçarak Harem'e sığınmışlarsa da Beni Bekir mensupları Harem'in kurallarını çiğnemek suretiyle onlardan, kabile reislerinden Ka'b b. Amr dahil olmak üzere yaklaşık 20 kişiyi katlettiler. Saldırı esnasında Kureyşliler de Beni Bekir'e yardımcı olmuş. Hatta Safvan bin Ümeyye, ikrime Bin Ebu Cehil ve Süheyl bin Amr gibi Kureyş ileri gelenleri yüzlerini gizlemek suretiyle baskına katılmışlardı. Hudeybiye Antlaşması'na karşı gerçekleştirilen bu ihlal girişimi Müslümanlar için Mekke fethinin hukuki dayanağını teşkil etmiştir.
Bu gelişmelerden sonra Hz Peygamber sav Mekke üzerine sefer hazırlıkları başlattı. Allah Resulü sav ashabına sefer için hazırlık yapmalarını emretmekle birlikte seferin nereye yapılacağı gizli tutulmuştur. Hicri 8. yılın 10 Ramazan'ında (1 Ocak 630) Medine'den harekete geçti. Uzun bir yolculuğun ardından 10.000 sayısına ulaşan Müslüman askerler günümüzde Mekke'ye 16 kilometre mesafede bulunan Merruzahran'da ulaşıp burada konakladılar. Resulullah sav askerlere Konak yerinde binlerce meşalenin yakılmasını emretti. Tutuşturulan meşaleler sayesinde Kureyşliler Müslümanların olandan daha kalabalık olduklarını zannettiler. Kureyşliler endişelenmeye başlayınca Ebû Süfyan başta olmak üzere birkaç Mekkeli durumun mahiyetini anlamak amacıyla Müslümanların bulunduğu mevkiye doğru yöneldiler. Müslüman Gözcüler tarafından yakalanan Ebu Süfyan gönüllü-gönülsüz Müslüman olduğunu açıkladı.
Resulullah (sav), Ebu Süfyan'ın evine