Genel kabul gören kanı, biricik doğru değil, doğruluğun bütünü olsa bile; güçlü bir biçimde ve titizlikle karşı çıkılmaya maruz kalmadıkça ve fiilen karşı çıkılmadıkça, o kanıyı kabul edenlerin büyük çoğunluğu tarafından, rasyonel gerekçelerini fazla idrak etmeden ya da duyumsamadan bir önyargı tarzında savunulacaktır.Üstelik,bizzat öğretinin anlamı,kaybolma ya da zayıflama,
karakter ve davranış üzerindeki yaşamsal etkisinden yoksun kalma tehlikesi içinde olacaktır:Tamamen etkisiz, gerçek ve yürekten hissedilen bir kanaatin akıldan ya da kişisel deneyimden güç alıp gelişmesini önleyen, yük olan, salt biçimsel bir itikat hâline gelen dogma.
“Hiçbir şeyin henüz doğmaya tenezzül etmediği bir dünyaya dalıp gitmek, sonsuzca… Bilincin istenmeden sezinlendiği dünyaya, oraya, daha varlığa bürünmemiş olanın dölyatağına, benden önceki bir ben’in sıfır varlığının tadının çıkarıldığı dünyaya doğru hayali bir yolculuk…
Doğmuş olmamak, sadece onu düşünmek; ne mutluluk, ne özgürlük, ne sonsuzluk!”
“Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek.
Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.”