Öyle zannediyorum ki, Körlük’ten sonra hemen ele alınan bir kitaptır Görmek. Çünkü Görmek, Körlük’ün devamı niteliğinde sayılır. İçinde geçen olaylar Körlükten 4 yıl sonra yaşanmıştır. Körlük’te gördüğümüz bazı karakterleri bu kitapta da görürüz. Her ne kadar bu kitaplar seri olarak görülse de, bunları aslında nehir kitap olarak yorumlamak daha doğru olacaktır. Çünkü Körlük’ü okumadan önce Görmek’i okusanız bile kaçıracağınız çok yer olmaz.
Kitap maalesef benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Çünkü Körlük’te gördüğüm etkileyiciliği bunda yakalayamadım. Kitaptaki olaylar, bir seçim günü sandık görevine gelen kişilerin endişeli bekleyişiyle başlar.14 numaralı sandık görevi için gelmiş olan, sandık başkanı, sekreter, merkez partisi(mep) temsilcisi, sol parti(sop) temsilcisi, sağ parti(sap) temsilcisi ve başkan vekili, erkenden görev yerlerini alırlar. Hava, yağmurlu ve hatta fırtınalıdır. Saatler geçmesine rağmen ortalıkta tek bir seçmen bile gözükmez. Sandık görevlileri endişeyle, neden oy kullanmaya gelmedikleri için ailelerini ararlar. Birkaçı mağrur bir tavırla geleceklerini söyler ancak ortalıkta saatler geçmesine rağmen yine tek bir seçmen bile yoktur. Yağmur şiddetini artırmıştır. Sandık görevlileri belki seçimlerin ertelendiğini düşünür, ama bununla ilgili bir haber geçmemiştir. Uzun bekleyişin ardından nihayet bir seçmen gelir ve görevliler tarafından krallar gibi karşılanarak oyunu kullanır. Öğleden sonra hava açar ve insanlar sanki anlaşmışlar gibi büyük çoğunluk tam saat 4’de evlerinden çıkıp oylarını kullanmaya giderler. Herkes aynı saatte geldiği için yığılmalar olur; oy kuyrukları oluşmaya başlar ve hükümet, seçim saatini iki saat uzatır. Oy verme işlemi bittikten sonra görevliler gece yarısına kadar oy sayımı ve tutanak işleriyle uğraşırlar. Sandıktan