Uğur ibiş

Uğur ibiş
@Uguridze
İngilizce öğretmeni
114 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
GÖRMEZ OLAYDIM
6/10
·324 syf.··
2021 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2021 13:29
Öyle zannediyorum ki, Körlük’ten sonra hemen ele alınan bir kitaptır Görmek. Çünkü Görmek, Körlük’ün devamı niteliğinde sayılır. İçinde geçen olaylar Körlükten 4 yıl sonra yaşanmıştır. Körlük’te gördüğümüz bazı karakterleri bu kitapta da görürüz. Her ne kadar bu kitaplar seri olarak görülse de, bunları aslında nehir kitap olarak yorumlamak daha doğru olacaktır. Çünkü Körlük’ü okumadan önce Görmek’i okusanız bile kaçıracağınız çok yer olmaz. Kitap maalesef benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Çünkü Körlük’te gördüğüm etkileyiciliği bunda yakalayamadım. Kitaptaki olaylar, bir seçim günü sandık görevine gelen kişilerin endişeli bekleyişiyle başlar.14 numaralı sandık görevi için gelmiş olan, sandık başkanı, sekreter, merkez partisi(mep) temsilcisi, sol parti(sop) temsilcisi, sağ parti(sap) temsilcisi ve başkan vekili, erkenden görev yerlerini alırlar. Hava, yağmurlu ve hatta fırtınalıdır. Saatler geçmesine rağmen ortalıkta tek bir seçmen bile gözükmez. Sandık görevlileri endişeyle, neden oy kullanmaya gelmedikleri için ailelerini ararlar. Birkaçı mağrur bir tavırla geleceklerini söyler ancak ortalıkta saatler geçmesine rağmen yine tek bir seçmen bile yoktur. Yağmur şiddetini artırmıştır. Sandık görevlileri belki seçimlerin ertelendiğini düşünür, ama bununla ilgili bir haber geçmemiştir. Uzun bekleyişin ardından nihayet bir seçmen gelir ve görevliler tarafından krallar gibi karşılanarak oyunu kullanır. Öğleden sonra hava açar ve insanlar sanki anlaşmışlar gibi büyük çoğunluk tam saat 4’de evlerinden çıkıp oylarını kullanmaya giderler. Herkes aynı saatte geldiği için yığılmalar olur; oy kuyrukları oluşmaya başlar ve hükümet, seçim saatini iki saat uzatır. Oy verme işlemi bittikten sonra görevliler gece yarısına kadar oy sayımı ve tutanak işleriyle uğraşırlar. Sandıktan
İnsan ve Toplum
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
Reklam
'DEVLET' BÜYÜKTÜR
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 11:11
“İnsanlar kötülüğe akın akın gider, Kolay ulaşır ona. Yolu düz, yeri yakındır kötülüğün. İyiliğin önüneyse, alın teri koymuş Tanrılar.” Kitap incelemesine başlamadan evvel, kitabın çevirisinden ve çevirmenlerinden bahsetmek gerekiyor. Çeviri iyi olmuş deyip, bir cümleyle geçmek haksızlık olurdu. Kitabı okumaya başlamadan önce, mutlaka önsözü okumanızı tavsiye ederim çünkü kitaba yaraşır nitelikte kaliteli bir önsöz yazmışlar. Kitabın çevirisini Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz birlikte yapmışlar. Sabahattin Eyüboğlu, o dönemde Hasan Ali Yücel’in kurduğu tercüme bürosunda görev almış. Yaptıkları bu çeviriyle 1959 yılında Türk Dil Kurumu’nun ilk çeviri ödülünü almaya hak kazanmışlar. Açıklayıcı ve uzun bir önsöz olmuş. Hatta en başta tercümana güven olmaz diye okuyucuyu nükteli bir şekilde uyarıp, yazar ve okur arasına girdikleri için özür diliyorlar. Önsözün bir bölümünde Sokrates’in yaşamını anlatıyorlar. Kitap Platon’un olmasına rağmen, olayın asıl kahramanı ve düşünceleri aktarılan kişi Sokrates’tir. Sokrates M.Ö 470 - 399 yılları arasında yaşamış. Sıradan bir insan olup, tüm gün gençlerle çene çalarmış. Sürekli söylediği iki söz varmış; bunlardan birincisi ve en çok söylediği: “Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimi bilmektir.’’ İkincisi ise: ‘’Kendini tanı.’’ Sokrates, gençlerin ahlakını bozduğu suçlamasıyla 220’ye karşı 280 oyla ölüme mahkûm edilmiş. Kaçma şansı varken kaçmamış ve baldıran zehrini, şarap gibi içmiş. Sokrates, serbest bir düşünür ve eski düzenin temellerini sarstığı için ölüme mahkûm edilmiştir. Çevirmenlerin tabiriyle: ‘’Sokrates’in ölümü vaktinden önce öten horozun ölümü gibidir.’’ Ölmek onun kaçınılmaz sonuydu ve en büyük eseriydi. Ölüme bilinçli olarak gitmiştir ve ağlayıp sızlamamıştır. Çünkü Sokrates, ölümün onun adını ve düşüncelerini
İnsan ve Toplum
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
TİMŞEL
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 23:36
''Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır ve onun istediği sensin; fakat sen ona hükmedeceksin.'' Kitabın ilk sayfalarını okumaya başlayınca, kendimi bir an için İnce Memed'i okuyormuşum gibi hissettim. Böyle hissetmemin sebebi, Steinbeck'in ve Yaşar Kemal'in yaşamış oldukları yerleri benzer tasvirlerle bize sunmalarıdır. İnce Memed romanında Yaşar Kemal, Anavarza ovasını ve Savrun çayını o kadar canlı anlatır ki hemen gözümüzde canlandırıveririz. Cennetin Doğusu'nda ise Steinbeck Salinas Vadisi ve Salinas nehrini aynı güzelliklerle anlatıyor bence. Bir yanda Savrun çayı, öte yanda Salinas nehri. Zaten bir konuşmasında Yaşar Kemal'e sorarlar, ''Hep böyle Çukurova'yı mı anlatacaksınız?'' diye. Yaşar Kemal ise, ''Bir ben mi anlattım Çukurova'yı? Dostoyevski, Stendhal anlatmadı mı?'' tarzında bir cevap verir. Gerçekten de yaşam mücadelesi verenleri ve toprağı dişiyle tırnağıyla kazıp hayatta kalmaya çalışanları anlatan bir tek Yaşar Kemal değildi. Aslında geniş bir çerçeveden bakmayı başarabilirsek, bu tarz yazarların anlatmaya çalıştıkları konuların ortak noktaları olduklarını fark edebiliriz. Ne tesadüf ki bu iki roman da aynı zaman diliminde yazılmıştır. Cyrus Trusk 19. yüzyılın ikinci yarısında Connecticut'da yaşamaktadır. Cyrus’un ahlaksızlığı hakkında dedikodular çıkınca karısı bunu kaldıramaz ve çok da derin olmayan bir göletin içinde güçlü bir irade sergileyerek kendi kendini boğar. Küçük oğlu Adam çocuk yaşta öksüz kalır. Babası çok zaman geçmeden kendisinden çok küçük genç bir kızla evlenir ve Adam'ın Charles adında bir üvey kardeşi olur. Adam ve Charles arasında çok yaş farkı yoktur ama tabiatları bakımından birbirlerine zıt karakterlerdir. Charles küçük olmasına rağmen daha çok abi rolünde gibidir. Oynadıkları oyunlarda sürekli kaybeden
Roman
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,4bin okunma
Tacir
8/10
·536 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2021 23:07
Bazı kitaplar vardır, okuyup bitirdikten sonra değerini anlamayız ama zaman geçtikçe kalitesini dimağımızda hissederiz. Bazı kitaplar da vardır, okurken bizi çok etkiler ancak zaman geçtikçe zihnimizde boşluklar oluşur ve aslında o kadar da kaliteli bir kitap olmadığını anlarız. Nar Ağacı maalesef benim için ikinci kategoriye giren bir kitap oldu. Olaylar çok sürükleyici, kitap etkileyiciydi. Ama biraz zaman geçtikten sonra aslında eksik yönlerinin olduğunu ve hak ettiğinden fazla değer gören bir kitap olduğunu düşündüm. Kitabı bir yarışmaya katılmak amacıyla alıp okudum, yoksa okuma listemde yer alan bir kitap değildi. Kitap okuma yarışmasını Timaş yayınları ve T-sınav ortaklaşa düzenliyorlardı. Ancak yarışma tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Çünkü T-Sınav ‘’Nar Ağacı’’ kitabının sorularını iki yıl önce düzenlenmiş olan başka bir sınavdan alıntı yapmış. 2019 yılında aşağıdaki siteden paylaşılmış sorular. kitapsinavi.blogspot.com/2019/05/nar-aga... İşin daha ironik tarafı ise; adamlar soru hazırlamayı geçtim, soruların şıklarını değiştirmişler ancak yeni cevap anahtarı oluşturmaktan bile aciz kalmışlar. Bu yüzden bu tarz yarışmalarda böyle rezilliklerin yaşandığını görmek bir tecrübe oldu benim için. Kitabın içeriği hakkında konuşacak olursak; romanda baştan sona ayrı iki hayat anlatılıyor ve kitabın sonunda bu hayatların birleşmesine tanık oluyoruz. Zehra, 1. Dünya Savaşı zamanında Trabzon'da yaşayan genç bir kızdır. Annesi ve babası öldüğü için abisi İsmail'le birlikte dedesi ve ninesinin yanında kalmaktadır. Romanımızın diğer kahramanı Settarhan ise İranlı zengin bir tüccarın oğludur ve Tebriz'de yaşamaktadır. Bu iki hikâye, Setterhan ve Zehra'nın torunu olan kitabın yazarı tarafından anlatılmaktadır. Anlatıcı, bir
1000Kitap
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
ÜSTÜNKÖRÜ OKUMA
9/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 17:09
'Korku insanın gözünü kör eder.'' Kırmızı ışıkta başlar hikayemiz. Bir adam ışıkta beklerken yeşil yanmasına rağmen bir türlü ilerlemez ve trafiği birbirine katar. Arkadakiler arabasının bozulduğunu zannedip kenara çekmek isterler ancak daha büyük bir problem vardır; adamın gözleri bozulmuştur. Hatta kendi tabiriyle bir süt denizine düşmüş gibi közleri tamamen kör olmuştur. Kalabalığın içinden bir adam kör olana yardımcı olup, körün arabasıyla adamı alıp evine götürür. Adamı evine bırakır ve ayrılır. Kör adam ise karısının gelmesini bekler. Karısı eve dönünce adam, kör olduğunu söyler ancak kadın inanamaz. Durup dururken böyle bir şeyin olmasına ihtimal veremez çünkü. Kocasını alıp doktora götürecektir ancak arabaları yoktur çünkü köre yardımcı olan adam arabayı çoktan çalıp uzaklaşmıştır bile. Taksiyle doktora varırlar ve sırada bekleyen kişilerin önüne geçip işlerinin acil olduğunu söylerler. Diğer hastaların itirazlarına rağmen, doktor durumu öğrenince onları içeriye alır. Doktor, meslek hayatı boyunca böyle bir şeyle karşılaşmadığını söyler. Daha sonradan bu konuyla ilgili araştırma yapacağını söyleyip kör adamı ve yanında gelen karısını evlerine gönderir. Doktor akşam eve gittiğinde kitapların arasında kaybolur ancak bu olan bitene bir anlam veremez. Dinlenmek için başını masaya dayayıp gözünü kaldırır ki bir de ne görsün. Hiçbir şey göremez tabi, çünkü doktor da kör olmuştur. Doktor bu hastalığın salgın benzeri bir durum olduğunu ve kendisine de ilk adamdan bulaştığını tahmin eder. Olayların devamında hükümet bunun salgın olduğunu anlayınca duruma el koyup, doktoru alıp karantinaya götürmek ister. Karısı da onla birlikte gitmek isteyince ona izin çıkmaz. Karısı ben de körüm diyerek kocasının yanına katılır. Körleri bir akıl hastanesinin koğuşunda toplamaya
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Reklam