İnsanlık, gerçeğin, adaletin ve güzelliğin arayışını sürdürü yor. Gerçeği arıyoruz çünkü zihnimizde depoladığımız yalanlara inanıyoruz. Adaleti arıyoruz çünkü sahip olduğumuz inanç sisteminde adalet yok. Güzelliği arıyoruz, çünkü kişi ne kadar güzel olursa olsun, o kişinin güzelliğine inanmıyoruz.
Zihnimizde herkesi ve her şeyi yargılayan bir yargıç vardır. Havayı, kediyi, köpeği bile. İçsel yargıç, her şeyi Yasa Kitabına göre yargılar. Ne yapıp ne yapmamamız gerektiği, ne düşünüp ne düşünmememiz gerektiği, ne hissedip ne hissetmememiz gerektiği, her şey ama her şey bu Yargıcın tiranlığı altındadır. Yasaya aykırı davrandığımız her hareketimizde, Yargıç suçlu olduğumuza karar verir. Cezalandırılmamız ve utanç duymamız gerekir. Bu suçlama yaşamımız boyunca her gün defalarca olur.
Ödül aldığımızda kendimizi iyi hissederiz ve bu ihtiyacımız olan ödülü alabilmek için insanların bizden bekledikleri şekilde davranmayı sürdürürüz. Cezalandırılma ve ödül alamama korkusuyla, kendimiz olmayan farklı bir kişiliğe bürünürüz.
Dil, insanlar arasındaki anlayış ve iletişim kodudur. Her harf, her sözcük bir anlaşmadır. Buna, kitapta bir sayfa diyoruz; sayfa sözcüğü anladığımız bir anlaşmadır. Kodu anladığımızda, dikkatimiz odaklanır ve enerji bir insandan diğerine aktarılır.