Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.
Ne iş yaptığı belli olmayanların çok meşhur olduğu 21. yüzyılda, gerçekten iyi bir iş yapıp da gölgede kalabilmek için artık hünerli olmak gerekiyordu.
"İnsanların hiçbir zaman hatırladığınız gibi olmadıklarını hâlâ öğrenemediniz mi, yavrum?" diye sordu. "Yıllar geçtikçe hayalinizi süsler, onları istediğiniz şekle sokarsınız. Sonra da hepsini hep öyle hatırladığınıza inanırsınız."
Büyük kabrin etrafındaki kalabalığın yavaş yavaş dağıldığını gördüm. Çocuklar annelerinin elinden kurtulup yamaç yukarı koşmaya başladı. Grubun en sonunda yürüyen iki adam el kol hareketleri yaparak bir şey tartışıyordu. Arkadan bakınca kadınların üçü de birbirine benziyordu. Hepsi o kadar içindeydi ki hayatın, kabirde yatanın zaten uzun zamandır orada olduğunu anlıyordu insan.