Her yer kapkaranlık ve tam bir sessizlik içindeydi. Maurice kendi sessiz, ama yüreği parıl parıl parlayarak çimlerin üzerinde bir aşağı bir yukarı yürüdü. Başta en zayıf organı olan beyni olmak üzere, her organı teker teker uykuya daldı. Bedeni de buna uydu, sonra ayakları onu tan sökümünü görmesin diye odasına sürükledi. Ne var ki yüreği bir daha sönmemek üzere tutuşmuştu ve içinde nihayet gerçek olan bir şey vardı.
Bir insan kendini Napolyon sanıp bundan da mutluluk duyabiliyorsa, onu sözde tedavi edip mutsuz kılmak doğru mu?
Sırf çoğunluğun normallik anlayışına ters düşüyor diye birine deli yaftası yapıştırıp onu bir tımarhaneye kilitlemek insanlık dışı değil mi? Neden insanları değiştirmektense insanlara dünyayı değiştirecek gücü vermeyi denemiyorsunuz?
"Ya deliler haklıysa!" "Delilere özgürlük!"
"Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar tükenir, bütün babalar ölür, bütün hikâyeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür."