Bu kitabın adını görünce önce hafif göz devirdim. "Gene mi aşk? Bi' değişin artık yahu!" dedim içimden. Sonra ne oldu? 20 sayfa sonra ohh çektim...
Yazar öyle cümleler kurmuş ki… Sanki WhatsApp'tan uzun uzun yazmış, sonra "göndermeden sildim" demiş gibi. İçimizde biriktirdiklerimizi almış, biraz karıştırmış, sonra üstüne hafif bir melankoli serpiştirip servis etmiş.
Karakterler? Tanıdık. Hani "Ben toxic değilim ama kıskanırım" diyen tip var ya, işte o da burada. Ama sevmiyor da diyemem. Çünkü seviyor. Çünkü zaten biz de öyleyiz. Çekiyoruz, seviyoruz, yine çekiyoruz. Hayır yani çekilecek başka bir şey yokmuş gibi.
Kitap ilerledikçe ben de içimden şöyle dedim:
“Demek ki aşk, hep birilerinin 'biraz geç kaldığı' yer.”
Ama güzeldi be.
Bazı cümleler vardı, ekran görüntüsü alasın geliyor. Bazı yerlerde de "Bunu kesin eski sevgilisine yazmış" diyorsun. Sonra dönüp kendine diyorsun: "Bunu da bana yazmış olabilir."
Ne yalan söyleyeyim, Gene Aşk beni bir çırpıda okuttu. Kalbe hafif dokundu, sonra “Ben gidiyorum” deyip gitti. Ama biz kaldık işte. Yine düşünen taraf biziz.
Velhasıl, kitabı tavsiye ederim. Özellikle "Ben artık aşka inanmıyorum" deyip de hâlâ telefon zil sesi olarak hüzünlü müzik kullananlar… Sizi çok sarar bu.
Gene AşkDoris Lessing · İş Bankası Kültür Yayınları · 202596 okunma