Bir sabah uyandım, kitaplığımda Kafka vardı. Ne ara girdi bilmiyorum ama o girdiyse, bir dönüşüm kaçınılmaz.
Dönüşüm öyle bir kitap ki, sayfa sayısına bakıp “Hallederim bir kahveyle” diyorsun, sonra o kahve soğuyor, sen ise kendine yabancılaşmış bir şekilde tavana bakıyorsun. Kısa ama içi dolu: Tıpkı cebindeki bozukluk gibi ses çıkarıyor, ama tam anlamadığın yerden.
Kafka burada bir şey anlatıyor ama ne? İşte mesele de bu. Herkes başka bir yerden yakalıyor. Kimisi "aile" diyor, kimisi "sistem", kimisi de "ben zaten hep böcektim".
Bir roman değil bu, ruhsal MR gibi. Okuyorsun, bitiyor ama sende bir şey başlıyor. En kötüsü de ne biliyor musun? Kimse dönüştüğünü fark etmiyor.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma
“Bi sabah uyanıyosun, kapıda abuk sabuk iki adam. Hayırlı işler, sen tutuklusun.”
Ama niye?
Bilmiyoruz.
Kafka da bilmiyor.
Zaten kimse bilmiyor.
Josef K.’nın başına gelen şey tam olarak bu:
Adam gayet güzel uyanıyor, kahvaltısını edecek… bi bakıyor, “Devlet” kapıda.
“Ne yaptım ki ben?” diyor.
“Yok ya, önemli değil, sen yine de bizimle gel.”
Açıklama?
Yok.
Suç?
Yok.
Ama suçluluk hissi bol. Kafka ne yaptıysa adamın içine vicdan azabını cinayet silahı gibi bırakıyor.
Bu kitap sanki çağımızın WhatsApp grubunda yaşanıyor:
Gruba eklenmişsin, mesajlar dönüyor, ama kimse sana konuyu anlatmıyor.
Sen de öyle boş boş bakıyorsun: “Ben napıyorum burada ya?”
Dava öyle bir kitap ki, okurken içinden şunu diyorsun:
“ben de bi şeylere karıştım galiba ama... neye karıştım bilmiyorum.”
Bürokrasi desen var, varoluş sancısı desen oluk oluk, absürtlük desen diz boyu.
Üstüne bir de herkes çok ciddi.
Bir tek biz okurken hafifçe gülüyoruz... sonra gülümsemenin altında bir endişe hissediyoruz.
Yani neye güldüğünü de tam bilemiyorsun, iç burkan cinsten gülüş.
Sonu mu?
Yine Kafka klasiği:
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma