Bir gün, Güzellik ve Çirkinlik deniz kıyısında karşılaştılar. Biri, öbürüne “Haydi yıkanalım,” dedi.
Soyunup suya daldılar. Biraz sonra, Çirkinlik kıyıya çıkıp Güzelliğin giysilerini giydi ve yoluna devam etti.
Güzellik de sudan çıktı. Giysilerini bulamayınca, çıplak kalmaktan da çok utandığı için, Çirkinliğin giysilerine büründü. Sonra, kendi yoluna gitti.
İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar.
Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.
Zaten hangisi ahmak değildi? Bütün erkekler ahmaktı. Biraz iltifat, uzaktan şöyle bir gülümseme, gizli manalı bir çift lakırtı, sonra o kuluçka tavuk edasıyla bir bakış... Artık vur boyunduruğu.
İttifak etse de âlem benim olsa dünyâ
Kâinâtın yine âlâyişine aldanmam
Ol kadar lûtfunu gördüm ki senin dünyâda
Ben cehennemlik olursam da İlâhî yanmam
Yukarıdaki kıt’ada Eşref, dünyanın geçiciliğini kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yorumlamıştır. Tüm dünyaya sahip olsa da onun güzelliğine aldanmayacağını söyleyen şair, yaşadığı maddi-manevi sıkıntılara vurgu yapar. O kadar zorluklar görmüştür ki ad·Kitabı okudu