Yavuz Tellioğlu

Tek bir dileğim var.. Sağlık ve huzur ♡
Hoş geldin yeni yaşım 😊 bence en güzel zamanları hayat dilimimizin.. Öğreniyor insan, tecrübe ediyor ve ders çıkarıyor. Hatalarıyla, kusurlarıyla ve yaşanmışlıklarıyla..😊 Deneyimler; çoğu zaman bir set gibi karşımızda dursa da körü körüne hata yapmayı göze alıyor insan. Kimbilir belki de yaşanması ve olgunlaşması gerekiyor böyle böyle.. Pişman mıyım? Asla! Eminim birçoğumuz için de bu böyledir. Dün yepyeni bir sayfa açtım kendi adıma ve hoşgeldin yeni yaşım dedim 😊 En sevdiklerim yanımdaydı daha ne olsun.. Ne ister ki bir insan en özelinde.. Belki bir parça buruk, eksikliğini hissettiğim insanlar oldu ama çokça da mutluydum. Kayıplarımdan ders çıkardım, kazandıklarıma sonsuz şükrettim 🙏 Keşkelerimi heybeme attım, iyikilerimle devam ediyorum 😊 En ince detayına kadar herşeyde emeği olan can dostlarım yanımdayken benden mutlusu olabilir mi? Herşey için sonsuz teşekkür ediyorum 😊🙏 yine, yine ve yine..🥰 Mesaj atan, arayan ve değer verip hatırlayan herkese teşekkür ediyorum. Çok uzaklardan kalbime dokundunuz her biriniz.. Verdiğiniz değer için, dostluğunuz için çokça şükür 🙏 İyi ki varsınız.. 😊🙏💙🌼
1000Kitap
Yavuz Tellioğlu
Nice Sağlıklı Mutlu yıllar dilerim 💕Sağlık esenlikle kal
Reklam
"Su an sirtimda hissettigim negatif duygularm attk enerjisi olan o buz gibi hissi, kollardan, sirtimdan, belimden, bacaklaridan, dizlerimden, ayaklarimdan topraga akip gitmesi için tamamen SERBEST birakiyorum." Ben Annemin Sırlarıyım
Çakra
Yavuz Tellioğlu
Ben Annemin Sırlarıyım Bülent Demircioğlu
Cennet Nehirleri
Cennette Bismillâhirrahmânirrahîm dedim, kapı açıldı. Kubbeye girdim. O dört nehir, dört rükünden akıyordu. Dört rükün üzerinde de Bismillâhir-rahmânirrahîm yazılı idi. Gördüm ki: 👉 Su nehri Besmele’nin Mim’inden, 👉 Süt nehri Allah (lâfza-ı celâl)’in “He”sından, 👉 Cennet şarabı “Errahmân” ism-i celilinin Mim’inden, ve 👉 Bal nehri “Errahîm” ism-i şerifinin Mim’inden çıkıyordu. Anladım ki, dört nehrin aslı Besmele-i Şerîfe’dendir. Ve Allah azze ve celle buyurdu: “Yâ Muhammed! Ümmetinden her kim beni kalbi riyâdan hâli olduğu halde şu isimlerle zikreder, yani Bismillâhirrahmânirrahîm derse, o kimseyi o nehirlerden sularım.” Nehir; hepsini tüketmeden insanın nasibini aldığı bilgiyi ifade eder.
İslam
Yavuz Tellioğlu
Miraç KĀBE KAVSEYN Beynin İki LOBu arasıdır .. قاب قوسين Kur’an’da Hz. Peygamber’in mi‘racda Cebrâil’e veya Allah’a çok yaklaştığını anlatan ifade (en-Necm 53/9); tasavvufta Hak ile ittihad ve aynü’l-cem‘ makamı. Bu makamdan akan 4 Nehir bu alemde KADIN BEDENİNDE [ Cennette ] . 👉 Bal dudaklı , 👉 Süt memeli , 👉 Şarap rahimden gelen , 👉 Su Beyinde ki Beyaz Plazma Chi enerjidir . Y.Tellioğlu
SATÜRN'ÜN BÜYÜKLÜĞÜ
Vedaların ilahileri insanlar tarafından bestelenmedi; onlar, rishiler olarak bilinen esinli Görücüler tarafından Gerçekliğin somutlaĢmıĢ örnekleri olarak algılandılar ya da "görüldüler". Hindistan çok eski zamanlardan beri evrende var olan tek gerçek "Ģey"in, yaratılıĢtan önce var olan "Ģey"in, kozmos var olduğu sürece tüm yaratılmıĢ varlıkları canlandırdığını ve tecelli eden evrenin bitiminden sonra da kalacağını öğretmiĢtir. zamanın, uzayın ve nedenselliğin ötesinde olan o homojen Ruh'tur. Sıklıkla paramatma veya purusa olarak bilinen bu Herkesin Ruhu, Mutlak, Evrensel Gerçekliktir, diğer tüm gerçekliklerin döküldüğü koĢulsuz ve sınırsız temel gerçekliktir. Ġçinde tüm potansiyeller vardır ve ondan tüm bilgi akar. Vedik ilahiler, bu Mutlak Gerçekliğin rishiler tarafından "görüldüğü" esinli ifadelerdir. ve bu Vedalardan Hindistan'ın tüm vidyaları (Ayurveda ve Jyotish de dahil olmak üzere yaĢayan bilgelik biçimleri) türemiĢtir. Her vidya bir tanrıçadır, öğrenci ile vidya arasında kiĢisel bir iliĢki, birinin diğerine sahip olduğu karĢılıklı bir iliĢki geliĢene kadar sabırla ve yorulmadan tapılması gereken bir ilham perisidir. O zaman perde kalkar ve anlayıĢ netleĢir. Sadece ilham perisi tarafından ele geçirildiğinde bilgeliğe sahip olabilirsin. Jyotish, bir tür sadhanadır (ruhsal uygulama), Jyotir Vidya'yı ("IĢık Ġlmi") ve nihai olarak Evrensel Gerçekliği Dokuz Gezegen aracılığıyla kavramak için bir yöntemdir. Gezegen mitleri bu sadhananın önemli bir bölümünü oluĢturur. Çoğumuz dokuz gezegenin - Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton - güneĢimizin etrafında döndüğünü 'biliyoruz'. GüneĢin bakıĢ açısından Dünya'nın güneĢin etrafında döndüğü doğru olsa da, Dünya'nın bakıĢ açısından, gökyüzünde gördüğümüzden, güneĢin dünyanın etrafında döndüğü
Astroloji
Yavuz Tellioğlu
Satürn'ün Büyüklüğü: Terapötik Bir Efsane
kabil ve habil
Dünyanın "katılaşması" olgusunun, İnsanî ve sosyal dü­ zende, şu ana kadar sözünü etmediğimiz daha başka sonuçlan da vardır, şöyle ki: Bu olgu, her şeyin sayıldığı, dökümünün ya­ pıldığı, kayda geçirildiği ve belli bir düzene sokulduğu bir du­ rum doğurmaktadır; bu ise, aslında "mekanikleşme"nin bir başka türüdür. Çağımızda örneğin nüfus sayımı tutkusu gibi (ki bu istatistiklere atfedilen önemle doğrudan bağlantılı bir durumdur)80aynca, genel bir tarzda, hayatın hemen hemen bü­ tün alanlannda idari müdahalelerin sürekli olarak artması gi­ bi, belirti kabilinden (symptomatiques) olaylara ve tipik örnek­ lere hemen hemen her yerde rastlamak mümkündür. Doğal olarak bu müdahalelerin, bireyler arasında mümkün olduğu kadar tam bir tekbiçimlilik ve benzerlik sağlama gibi bir sonu­ cu olmalıdır; çünkü bütün modern idarelerin, bireylere kendi aralannda birbirine tamamen benzeyen basit sayısal üniteler gibi davranması yani, varsayım olarak, sanki "ideal" tekbiçim­ lilik ve benzerlik daha önce gerçekleştirilmiş gibi davranması ve böylece bütün insanlan, eğer deyim yerindeyse, aynı "ortala­ ma" ölçüye uymaya zorlaması adetâ bir "prensip" haline gel­ miştir. Öte yandan, (gittikçe aşınlaşan bu düzenleme sonuçta paradoksal bir şekil almaktadır; şöyle ki: Modern sanayinin icatlan sayesinde, en uzak ülkeler arasında bile sağlanan ula­ şım ve iletişimin) gittikçe artan bir hız kazanması ve kolaylaş­ ması bir övünç ve gurur kaynağı olurken, aynı zamanda bu ile­ tişim ve ulaşımın serbestçe yapılması konusunda mümkün olan tüm engeller de ortaya konulmaktadır; öyle ki, çoğu za­ man bir ülkeden diğerine geçmek imkânsız olmaktadır; aynca hiçbir mekanik taşıma aracının bulunmadığı zamanlara göre bugün bu işler çok daha zor olmaktadır. Burada da gene "katı- laşma"nm özel bir görünümü göze
Tasavvuf
Yavuz Tellioğlu
Fakat Kitâb-ı Mukaddes'teki sembolizme dönecek olur­ sak, hayvan kurban etmek Hâbil için zararlı olmuş, ona uğur­ suzluk getirmişti.93; Kâbil'in bitki kurbanı ise Tann tarafından kabul edilmemiştir.94 Kurbanı kabul edilip, duası kabul olan ölüyor; hayatta kalıp yaşayan ise lanetleniyor. Böylece her iki tarafın dengesi de bozulmuş oluyordu; pekiyi, bozulan bu den­ ge, her biri bir diğerinin ürününden payını alması gibi değiş to- kuşlar dışında, yeniden nasıl sağlanabilir ki? İşte ancak böyle­ ce hareket, zaman ve mekânı birleştirmekte ve adetâ onlann birleşmelerinin bir bileşkesi (résultante) olmaktadır ve yukarı­ da az önce söz konusu ettiğimiz iki karşıt eğilimi onlarda bağ­ daştırmaktadır.95Bizzat hareket bir dengesizlikler dizisinden başka bir şey değildir, fakat bu dengesizliklerin toplamı, zuhûr ya da "oluş", yani bizzat mümkin (contingente) varoluş yasasıy­ la bağdaşan nisbî dengeyi oluşturmaktadır. Zaman ve mekâ­ nın şartlarına boyun eğmiş varlıklar arasında yapılan her de­ ğiş tokuş sonuçta bir harekettir ya da daha ziyade ters ve karşı­ lıklı iki hareketin birleşmesidir; bu iki hareket birbiriyle uyu­ şur ve biri diğerini dengeler; burada denge, bizzat bu dengele­ me olayının olmasıyla doğrudan doğruya gerçekleşir.96 Bu de­ ğiş tokuşlann doğurduğu münavebeli (alternatif) hareket şu üç alanda; manevî (spirituel) (ya da saf entellektüel), psişik ve maddî (corporel) alanlarda meydana gelebilir ve şu "üç âlemle"; ilkelerin, sembollerin ve kurbanların değiş tokuşuyla uyum arz eder. İşte, yeryüzü insanlığının gerçek geleneksel tarihi içindeki üçlü temel böyledir: Antlaşmaların (pactes), ittifakla­ rın (alliances) ve kutsamaların (bénédictions) sırrı, yani esa­ sında dünyamızda hareket halinde olan "manevî etkilerin" (influences spirituelles) bizzat dağılımı buna dayanmaktadır. Fakat bu son değerlendirmeler üzerinde burada daha fazla du­ ramayız; çünkü bunlar, bugün her bakımdan çok uzaklaşmış olduğumuz normal bir durumla ilgilidirler; ayrıca, modern dünya bu haliyle, o durumun tam bir inkârından başka bir şey değildir ..