Newton, Yunan mitlerini simya tarifleri olarak yorumladı. Ona göre, Tanrı Vulcan'ın, karısı. Venüs'le sevgilisi Mars'ı yakaladığı mit “Ağ” denen bir metal alaşımını yapmanın alegorisiydi. .
Newton'un ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra hayranlarýnýn çoğu, bilimin kardinali olarak gördükleri kiþinin zaman ve enerjisinin önemli bir kýsmýný teoloji ve -daha da kötüsüsimya gibi konular için harcadýðýný öðrenince oldukça şaşırdılar.
Newton Yunan mitlerinin felsefe taşı yapma yolunda simya reçetelerini şifreli olarak barýndýrdýðýný düþünüyordu. Bu teori uzun bir zamandan beri vardý. Newton’un simya konusundaki ana kaynaðý olan George Starkey de bu teoriyi paylaþanlardan biriydi. 17. yüzyýl baþlarýnda Michael Maier Yunan mitolojisini bu çerçevede deþifre etmeye çalýþmýþtý. Bu, ortak bir kanýydý ve evrende bir tür “açýða vurulmuþ hikmet” olduðu yolundaki inanýþýn bir parçasýydý. Rönesans döneminde prisca sapientia, yani “aslî hikmet” denilen bir düþünce geleneði vardý. Buna göre önceden bu yana aktarýlan ve Pisagor ve Platon gibi ardýllarla günümüze kadar gelen gizli bir hikmet vardý ve bu hikmet evreni anlamanýn nihai aracýydý. Newton açýk bir þekilde buna inanýyor ve baþkalarýna söylemese bile kendini muhtemelen bu hikmeti elde etmeye yazgýlý seçkinler arasýnda görüyordu. Uğraşılarından biri de kendine simyacıl takma adlar bulmaktı ve bu takma adlardan biri Jehovah Sanctus Unus, yani Kutsal Olan Tek Yahova’idi.
Ölüm Ötesi Dönüşüm: Ka, Ba ve Kabala
Günlük kullanımda "ruh" ve "tin" esas itibarıyla aynı anlamı taşırlar. Bunlar etrafını saran somut fiziksel bedeni süren veya arkasında yatan dirilik gücü olan esrarengiz bir bilinç hali veya varlığı açıklamak için kullanılırlar. Önde gelen dünya dinlerinin öğretilerine göre mistik ruh veya tin bir şekilde ölümden sonra varlığını sürdürmektedir. Bu öğretilere göre biz nasıl maddi bir beden içinde yaşayan insanlar olarak lineer zaman çizgisi içinde büyüyüp öğreniyorsak, ruh veya tin de bir dizi yaşamda (enkarnsyon) bilgi ve deneyimde gelişmektedir. Ancak, ruh ve tin olarak tabir ettiğimiz bu iki kelime arkasında geçmiş zamanlarda daha karmaşık anlamlar olabileceği hakkında çok kanıt vardır. Bunların aynı anlama gelmediği konusunda belirgin bir olasılık vardır. Olası olarak geçmiş bir dönemde bu iki kelimelerin anlamları karıştırıldı ve esas manaları tarihin akışı içinde kayboldu. Bir bakıma bu iki kelimenin arasındaki anlam farkının kaybı günümüzde yaşanan ruhsal şaşkınlığın özünde yatabilir. Belki de bu iki kelimeye gerçek tarihsel anlamlarını aşılamanın zamanı gelmiştir.
Bu iki terimin inceliklerini daha net bir şekilde anlamak için, kadim Mısır'ın zengin ve karmaşık uygarlılığının öğretilerine göz atalım. Her şeyden önce eski Mısır halkının günümüzdeki insanlardan farklı bir yaşam sürdürdüğünü idrak etmemizde önem vardır. Kadim Mısırlılar her anı ve her yaşamı günlük yaşamımızı aşan ruh ve tin anlayışına sıkı bir bağlılık içinde geçiriyorlardı. Onlar için zaman bir saatin tıklamasıyla veya güvenli bir geleceğin ümitleriyle ölçülmezdi, ama sadece dünyasal zamanı değil öte alemi de kapsayan daha geniş bir kavram üzerine kuruluydu. Hatta, inanılmaz yapıları ve kutsal ilimleri dahil bütün kültürleri ölüm ötesi yaşam ve ölüm anında