SİYASET VE KİYASET

SİYASET VE KİYASET
@ZEKAVET
Mahiyeti melek, hüviyeti insan, şahsiyeti yüksek; fukara bir ukala. Edepsize edepsiz. Kah sevişken kah dövüşken. Bite kızıp bime gider.
İNSAN MÜREBBİYESİ
FEZA İÇRE DÜNYA
İLİM VE HİLİM OCAĞI
29 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
İslam hukuk geleneğinde ve talim-tedrisat müdevvenatında erkeği temsilen kullanılan ''Zeyd'' ve ''Amr'' anonim isimlerine acaba reelde kimler mülhem oldu. Allahualem.. Bir metine tesadüf ederkene tulu eden merak.. Kapanışı o meşhur ve bir o kadar da iştiharına elyak manidar o sözle yapalım: ''Nasara zeydün amran'' Yani: Nasrani kızların gözü zeytin gibi güzel ve ömür artırıcı olur. Mucip ihtar: Bu Arabi söz tılsımlı bir sözdür. Her manayı şamil ve her yerde istimali muvafık: Adeta lisan-ı Arabinin gayri dillere tefevvuk etmesinin hücceti hükmünde..(!)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu sözü her gördüğümde içim buruluyor. O kadar zamansız sevdiklerimi kaybettiğim oldu ki.. Ne yapsak da ne etsek de ayrılırken bütün değil, yarım ve buruk ayrılacağız.. Ama ağlamak ve sızlamak da kâr etmiyor. ( Şahsımca mücerreptir.) En iyisi takmamak ve dalgana bakmak. Bir süre sonra jokervari yaşıyorsun, ve oluyor. (Bu da şahsımca mücerreptir.)

Selçuk

@Selcuk112
·
“Kaldı ki burası dünya. Burada bir şeyler hep yarım kalacak.” ~ Cengiz Aytmatov
Hayat
Tespit bizden ispat sizden.
Akışta alıntılara göz zappingi yaparkene istihraç olunan hüküm: Meftune yakalama ve tavlama itemleri: Çay, kahve, lavanta, fesleğen, saudade, kır çiçeği ve gökyüzü sözcüklerini kısmık davranmayıp şöyle bol bol damıtıp ve bir tutam da Hz. Aişe ve Resul-i Ekrem ile Hz. Ali ve Hz. Fatimatüz Zehra arasında cereyan eden ve kaynağı ve şahitleri de kendinden menkul tatliş ve ponçik öyküşler serpiştirdiniz mi fevç fevç meftune akınına uğrarsınız, filhal size tav olurlar. Nasihat bizden tatbik sizden. Vesselam.
Hem nalına hem mıhına; hem İsaya hem Musaya..
Müellif bir hakikati beyan etmiş. Essahtır ki her lisan-ı arabîyi öğrenen insan için şöyle bir serüven cereyan eder: Evvelce sadece dini metin ve vaaz gibi sair şeyler ile aşina olageldiği ve adeta bunları sırf mukaddes bağlamlara mahsus müstesna elfaz zannedip bunlara hususi bir hürmet ve muhabbet geliştirir; ne vakit ki günlük basit, sıradan, hususiyetsiz ve ehemmiyetsiz konuşmalarda dahi bu sözcüklerin istimal edildiğine şehadet(!) eder o vakit bir afyon patlar ki dönüşü kabil değil... Şu halde denebilir ki asla ve kata İslam, Arap lisanı ve kültürüne indirgenemez ve bunlarla münhasır tutulamaz. İslam, Türk örf ve ananesiyle; kemal ve ihtişamı Türkün sinesinde makes bulmuştur. Gayrimüslim cemiyetler Türkün İslam telakkisinden mest olmuş ve bu mehasinden behte uğramıştır. Bu hal karşısında İslam nazarlarında pek şirin ve pek parlak görünmüş ve bu hal icabıyla kendilerini İslama sempati göstermekten, duymaktan alıkoyamamıştır. Meseleyi eyyorlamam böyle ise de şöyle bir şerh düşmek faideden vareste olmaz suretinde mülahaza ederim: Güncel Türk lisanı ecdat lisanı ile ahenktar olmalı, atasına yaraşır olmalı. Ne öz Türkçedir diye bir sözcük tahkir ve tu kaka edilmeli ne de acemce veya falanca dildir diye takdis ve tebcil edilmeli. Keyfimize yaraşan ve işimize gelen kelime bizimdir! Her biri Türkçeye cemal, kemal ve revnak katar, lisanımızı bostan-ı cinan eyler. Vesselam.

Poyraz

@Diagrotes_Kantaire
·
"Tanrı uludur" mu? "Allahu ekber" mi?
Türkçe sözcüklerin Tanrı'yı ululamakta yetersiz olduğu savı da çürüktür. "Allahu ekber" deyiminde geçen "ekber" sözcüğü, Arapçada yalnızca kutsal bir büyüklüğü göstermekte kullanılan dine özgü bir deyim değildir. Araplar"ekber" sözcüğünü gündelik toplama çıkartma işlemlerinde, söz gelimi 4 sayısının 3 sayısından büyük olduğunu belirtmek için de kullanmaktadırlar. Arapça "Allahu ekber"in Türkçe karşılığı "Ulu Tanrı"dır; burada Arapça "ekber"in Türkçesi olarak kullanılan "ulu" sözcüğü, Türkçede sayısal bir büyüklüğü nitelemek için kullanılmaz; Türkçede 4 sayısı 3 sayısından "ulu"dur, denmez; çünkü "ulu" sözcüğü sayısal değil tinsel, kutsal bir büyüklüğü anlatır. Araplar için, bir yandan 4 sayısı 3 sayısından "ekber"dir; öte yandan "Allah ekber"dir. Arapçadaki "ekber" sözcüğünün, o dilde yalnızca Yaradan'ın büyüklüğünü dile getiren kutsal alana özgü bir sözcük olmadığı bilinip dururken; bu sözcük Türklere, sanki Arapçada yalnızca Yaradan'ın büyüklüğünü dile getirmekte kullanılırmış gibi yutturulmuştur. Arap dili üzerinde uzmanca bilgisi bulunmayan iyi niyetli Müslüman Türkler de, bu gibi yanıltmacalara kanmıştır. Duyuru (ezan) Türkçe okunduğu yıllarda; çoğu dinbilgiçleri bu girişime "Allah ekberdir, siz nasıl Arapça 'ekber' yerine Türkçe 'ulu' diyebilirsiniz? 'Ulu' sözcüğü küçültücüdür," diye karşı koymuşlardır. Oysa, Türkçe "ulu" sözcüğü, Arapça "ekber" sözcüğünden küçültücü değil; tersine, daha yücelticidir. İşte böyle böyle, Türk diline Arapça sözcükler doldurulmuştur. Çoğu Arapça sözcükler, Arap dilinde taşıdıkları anlamlar bozularak dilimize sokulmuştur. Türk diline sokulan o Arapça sözcüklere de, kullanımdan düşürülüp unutturulan o Türkçe sözcüklere de, yazık edilmiştir.
Sayfa 46 - Payel Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Kimsesizler kabrini bulutlar sularken
Öyle hüzün manzaraları var ki bu dünyada, o manzara karşısında yürek kan çiseliyor. Adalet sınıfa göre atalet kazanıyor. Bunlar üzerinde fikir mesaisi sarf etmek, kişiye sırf insan olmak haysiyetiyle dahi harekete geçme mesuliyeti yüklediğinden ıska geçiyoruz. Oyalanmaya ve onurlu yaşamaya devam..