24 Ocak-12 Eylül dönemeciyle başlayan kompradorlaşma süreci, özellikle 2002`de "Ilımlı İslam" projesi olarak iktidara taşınan AKP iktidarıyla daha da derinleşti, hızı, yoğunluğu ve kapsamı arttı. Geride kalan 15-16 yılda, sermayenin, daha doğrusu sömürünün, yağma ve talanın önündeki tüm engeller birer birer ortadan kaldırıldı. Ülke "yerli" ve yabancı sermayenin sömürüsüne, yağma ve talanına sonuna kadar açıldı. Metalaşma, paralılaşma, soysuzlaşma görülmemis boyutlara ulaştı. Emek sömürüsü skandal düzeylere çıktı, "iş kazaları" tam bir katliama dönüştü, ülkenin varı yoğu yerli-yabancı bir avuç soyguncu çetesi tarafından yağmalandı, talan edildi. 0 kadar ki, geride kalan yaklaşık 100 yılda, son 15-16 yıldaki gibi bir sömürü, yağma ve talan görülmedi. Bu bir rekordu! Kamu işletmeleri, kamu kuruluşları, kamu hizmetleri, su, denizler, göller, koylar, nehirler, meralar, yaylalar, tüm ortak yaşam alanları, tüm müşterekler, yollar, köprüler, eğitim ve sağlık, sosyal güvenlik, enerji, ulaşım, iletişim... velhasıl akla gelen ne varsa özelleştirildi, metalaştırıldı ve bir kâr aracına dönüştürüldü... İyi de insan bunun neresinde denmeyecek midir? Müştereklerden yoksun bir toplumsal yaşam sürdürülebilir midir? Artık "imara açma" ve "kentsel dönüşüm" denilen tam bir çitleme (enclosure) manzarası arz ediyor.. İnsanlar yaşam alanlarıdan kovuluyor, üretmek ve yaşamak için gerekli olandan mahrum ediliyor.. Asfalt vergisi de aldıklarına göre sokaklar da özelleştirilmiş sayılır. O zaman geriye bir tek hava kalıyor. Bakalım sıra ona ne zaman gelecek...