Dünya acı çeken ve işkence gören bir tanrının eseriymiş gibi görünüyordu bana.Bir düş gibi, tanrının elinden çıkma bir şiir gibi görünüyordu o zaman dünya bana; huzursuz bir tanrının gözleri önünde tüten renkli bir buhur gibi.
Siz hiç,kırıldığınız yerlerden tamir olup defalarca aynı yerden kırıldınız mı? Paramparçayken,tuzla buz olmuşken tekrardan parçalanmak için birleştiniz mi? Bile bile yürüdünüz mü acıya? Hiç, ''Sonunda acı olduğunu bile bile neden seviyorum ki seni?'' dediniz mi? Dediyseniz, siz de kırık bir kızsınız demektir. Ve kırık bir kızı etkilemek, hiç ama hiç zor değildir, en iyi siz bilirsiniz
"-Portuga!
-Hımm...
-Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?
-Neden?
-Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve gün ışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum."
...insanlar, ama özelliklede gençler hayatın baharında tüm sevinçlere açık olacaklarına, hayatı birbirlerine zehir ediyorlar, günlerini birbirlerine surat asarak geçiriyorlar ve kaybettikleri şeylerin bir daha yerine konulmaz olduğunu gördüklerinde iş işten geçmiş oluyor.
''Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?