Henrich Perkoning daha on altısında iken, ilk defa ölmenin güzel olabileceğini düşündü... İçinde öyle büyük bir acı hissetti ki, ölmek istedi. Çektiği bu büyük, bu dayanılmaz acı yaşadığı her gün daha da artıyordu... Bütün bir yıl boyunca bu yükü sırtındı taşıdı ve hiç kimse çektiği acının farkına varmadı.
Çok klişe olacak ama Ayşegül Devecioğlu kitaplarını henüz okumadıysanız, işte size pişman olmayacağınız bir okuma önerisi...Özellikle öykülerinde farklı bir yorum, farklı bir duygudaşlık var. Kendine münhasır kalemiyle sevdiğim yazarlar arasında ve geçen sene sondan bir önce yayımlanan "Arkası Mutlaka Gelir" öykü kitabını okuduğumdan beri yeni eserlerini bekleyeceğim bir yazar daha demiştim. Devamında da halihazırda yayımlanmış diğer kitaplarını da okumuştum bir çırpıda.
Anatomi Dersi öykü kitabının içeriğinde altı öykü var :
▪︎Anatomi Dersi
▪︎Emma Ceviz Ağacında
▪︎Siyah Moli
▪︎Baş Daima Dik Olmalı
▪︎Hayalleri Yıkma Vakfı
▪︎Yakın Gelecekte Edebiyat
Hepsinde farklı ama nasıl ifade etsem bilemedim, benim diyen bir anlatım, burada benden bir şeyler var diyebileceğiniz özgün öyküler. "Baş Daima Dik Olmalı" isimli öykü çok ilginçti onu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Ayşegül Devecioglu hep yazsın bizim okuyalım
#ayşegüldevecioğlu #anatomidersi #metisyayınları #okumaönerisi #nisan2022okumalarım #kitaptaviyesi
YouTube kitap kanalımdaki videoyla Ulysses'a geçmeden önce okumanız gereken kitapları ve yayınevi tercihimi anlattım:
ytbe.one/KLlr9mQrA-E
Bugün size hayatınızda 1 defa da olsa mutlaka okumanız gereken bir kitap önereceğim. Onun adı: Ulysses!
Kitabı okuduğum süreç boyunca aklımda tek bir alıntı dolaştı durdu. Kafka'nın günlüklerinden bir alıntı olduğuna emindim bunun. Üşenmedim, kitabın sayfalarını tek tek çevirdim. 584 sayfa sonra dünyanın en mutlu insanı ben oldum, çünkü aradığım alıntıyı bulmuştum. Kafka şöyle diyordu kendi günlüğünde:
"İnsan vücutlarının kesin sınırlarla ayrılmış olması dehşet verici bir şey."
İşte dedim, işte! Ulysses okurken hissettiğim şey tam olarak bu. Vücudumun kesin sınırlarla ayrılmış olmasının bana yaşattığı rahatsızlık duygusu. Toplum içinde adımlarımı atarken içimdeki seslerin dışımdaki seslerden hep daha yüksek oluşu. Hayatın sınırlarıyla kendi sınırlarım arasındaki o iletişimsizlik...
Bugüne kadar hep bu kitabın karakterleri gibi varlığımın sınırlarını esnetmeye çalıştım. Hepimizin artık kaybettiği ve bulmak için de hiç uğraşmadığı sıradanlığın güzelliğini buldum bu kitapta. Eminim ki bu kitabı okuyanlar bu kitabın sıradan olmadığını ve her bölümde başka bir anlatım tekniğinin kullanıldığını söyleyecektir. Kitap sıradan değil, evet, ama Dedalus sıradan, Bloom sıradan, biz sıradanız. Sıradanlık, illa ki sıradan anlatılacak diye bir kaide yok ya.
Joyce bana varlığımın sınırlarını esnetmeyi öğretti işte. Bizim de bütün günlerimiz Dublin'de olağanüstü hiçbir şeyin olmadığı 16 Haziran 1904 gibi geçiyor çünkü. Aynı bu incelemeyi yazdığım 12 Ağustos 2022 günü gibi. Aynı sizin bu incelemeyi okuyacağınız 2022, 2023, 2024, 2025 günleri gibi. Olabildiğince rutin. Etrafımızda tanıdığımız herkesin de aynı böyle geçiyor zaten. Hayat bu
İnsana nasıl davranılması gerektiğini hüzünlü de olsa çok güzel bir şekilde anlatan bir kitap bu kitabı olursanız insanlara karşı davranısiniz eminim değişecektir özellikle kitabın sonunda kendini tutamayıp ağlayanların çok olacağını tahmin ediyorum olursanız eğer okuduğunuza kesinlikle pişman olmazsiniz