Keşiflere yönelmiş Hollanda ile entelektüel ve kültürel merkez olan Hollanda arasındaki bağ çok sıkıydı. Yelkenli gemilerin geliştirilmesi her tür teknolojiyi teşvik etti. El sanatları gelişti. Buluşlar ödüllendirilmeye başlandı. Teknolojik ilerleme bilgi edinmeye, bu da en geniş boyutlarda özgürlüğe ihtiyaç gösterir. Bu nedenle Hollanda, Avrupa'da en çok kitap basılan ve satılan ülke durumuna geldi. Başka ülkelerde yasaklanmış k tapların çevirilerine izin verdi. Bilinmedik topraklar keşfetmek ve garip gelen yeni toplumlarla karşılaşmak, kendi halinden memnun toplum yapısını sarstı ve düşünürleri akıl diye belledikleri şeyleri yeniden gözden geçirmeye ve gerçekleri sınamaya zorladı. Bu arada binlerce yıldır, örneğin coğrafya konusunda, doğru olarak belledikleri bilgilerin yanlışlığını anladılar. Dünyanın büyük bir bölümündeki ülkelere krallar ve imparatorlar hükmederlerken, Hollanda Cumhuriyeti halk tarafından yönetilen ülke kategorisinde sayılmayı en çok hak etmiş olan toplumdu. Özgürlük ve düşün hayatının teşvik görmesi, maddi refah, yeni dünyaların keşfi ve bunlardan yararlanılması, toplumsal serüven coşkusu yarattı.
İtalya'da Galileo başka dünyaların varlığını açıklamış, Bruno da başka hayat şekillerinin varlığı üzerinde durmuştu. Bu düşüncelerinden ötürü Galileo ve Bruno İtalya'da işkence görürken, Hollanda'da her iki görüşü paylaşan astronom Christiaan Huygens ödüllerle donatılıyordu. Christiaan Huygens, "Dünya benim ülkem ve dinim de bilimdir." diyordu.
Richard Wagner'in Siegfried Idyll adlı eseri herhalde dünyadaki en özel doğum günü armağanıdır. Wagner bu eseri, çiçeği burnunda kanısı Cosima için yazmıştır. 1870 yılında, karısının yatak odasının hemen dışındaki merdiven sahanlığına gizlice bir oda orkestrası sokmuş ve bu yeni eserini eşinin dinlemesi için icra ettirmiştir. Yatağa getirilen kahvaltıdan çok daha iyi bir jest olduğu kesin.
Bilime gücünü veren, özgür araştırma ve ne denli garip gelirse gelsin, ortaya atılan bir varsayımın değeri üzerinde araştırma yapılması gerektiği düşüncesinin yerleşmesidir. Alışılmış fikirlere benzemediği için insanı tedirgin eden yeni fikirlerin boğulması, din ve siyaset çevrelerinde görülebilir. Fakat böyle bir şey, bilgiye götüren bir yol değildir. Bilimsel çaba kavramıyla bağdaşamaz. Yeni ufuklar açacak görüşleri kimin öne süreceğini önceden kestirip atamayız.
Uşağı 35-40 yaşları arasındaki Newton'ı şöyle anlatır;
Onun ne hava almak, ne yürüyüş yapmak, ne ata binmek, ne top oynamak için dışarı çıktığını görmüşümdür. Çalışmadan geçirdiği zamanı kayıp olarak düşünür, çalışma odasından ancak ders vermeye gitmek üzere çıkardı... Dersini dinlemeye gelenlerin sayısı o kadar azdı ve bunlar arasından anlayanlar da o denli enderdi ki, dinleyici bulmak isteğiyle yanar tutuşur, duvarlara hitap ederek hırsını giderirdi.