Acılarını birlikte taşıdığımız takdirde tek başlarına acı çekmek zorunda kalmayacaklardı fakat bu hayali bir düşünce şekliydi ve sadece daha çok mutsuzluk getiriyordu. Mutsuzluğun ortak modelleri dört bir yanımızdadır. Üzgün anne üzgün kız; saygı gösterilmemiş baba, saygı gösterilmemiş oğul ebeveynlerin ilişki takıntıları çocukları tarafından aynalanmaktadır. Kombinasyonlar sonsuzdur.
Bilinçaltı duyulmak için ısrar eder, tekrarlar ve bir bakıma kapıyı kırar. Onu duymanın ve odaya davet etmenin tek yolu, ona bir şeyler dayatmayı bırakmak ve bunun yerine her yerde, sözde, ifade biçiminde, rüyada ve beden de söylenememiş olanı dinlemektir.
Yeni bir beceriyi uygulamak, doğru koşullar altında, beyin haritalarımızdaki sinir hücreleri arasındaki yüz milyonlarca ve muhtemelen milyarlarca bağlantıyı değiştirebilir.
New Living Translation'da, " Tanrı çok zor sinirlenir, o sonsuz sevgiyle doludur ve her günahı, isyanı affeder fakat suçu affetmez. O, anne babaların günahlarını çocuklarına yükler, bütün aile-üçüncü ve dördüncü nesillerdeki çocuklar da dahil olmak üzere- etkilenmektedir."
Şiddet, savaş ve zulüm diğer nesillerin yeniden yaşamalarının tohumlarını ekmektedir çünkü sağ kurtulanlar yaşadıkları travmaları farkında olmaksızın kendilerinden sonra gelen nesillere aktarmaktadırlar.