Lokmân aleyhisselâm oğluna:
"Ey oğulcuğum! Suskunluk üzerinde hiç pişman olma!
Konuşmak gümüşten ise susmak altındandır!"
"Ey oğulcuğum! Ben, konuşma üzerinde pişmanlık duymuşum fakat suskunluk üzerinde hiç pişmanlık duymamışımdır."
Sayfa 570 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları·Kitabı okudu
"Ey oğulcuğum! Oruç tut! Şehvetini keser.
Seni namazdan alıkoyacak şekilde oruç tutma.
Çünkü namaz, Allah katında oruçtan daha büyüktür."
"Ey oğulcuğum! Âlimlerle otur. Onların dizlerinin dibinden ayrılma!
Çünkü Allah yeri, göğün yağmuru ile dirilttiği gibi kalpleri de hikmet nuru ile diriltir."
"Ey oğulcuğum! Tevbeyi geciktirme.
Çünkü ölüm ansızın gelir!"
Şeriat teriminde iman, Yüce Allah katından getirdiği şeylerde, Peygamberi kalp ile tasdik ve dil ile ikrar etmek, beden ile de gereğini yerine getirmektir.
Yaşamında kendin olarak var olduğunda için bilir; sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. "Ah!" diye inlerken bile içinde bir şükür duygusu vardır. Acında da, hüznünde de kendinsindir.
"Acın da sensindir," kısmını duymak özellikle etkiledi beni.
Evet, acında da kendinsin, hüzünde de. Gelişmiş insan hüznünün, mutluluğunun, özleminin, kaygısının, coşkusunun; yani duygularının farkına varır. Mesela hüzün, kendi başına müthiş bir deryadır. Hüzünlenmeyen insan gelişmemiş bir insandır. Kendinden kopukluğunun, içindeki öze olan özlemin farkında değildir.