Boru döşemek mütevazı bir iş olduğu için üstün bir tesisatçılığı hor gören, fikir üretimiyüce bir faaliyet olduğu için bayağı bir felsefeyi hoş gören toplumlarda ne işi tesisatçılık olur ne de iyi felsefe. Seçkinliği, çıktılarda aramak yerine girdilere sabitleyen böyle toplumların boruları da teorileri de su koyuverir.
Her sivriliği yumuşatma, her suçu bağışlama, her ayıbı örtme gibi üzücü becerileri olduğu kesin. Uzaktan tanıyanların bir çırpıda "kibir", yakından tanıyanların bir çırpıda "edilginlik", gündelik yaşam içinde karşısına çıkanların bir çırpıda "öz-ya- kımcılık" tanısını koydukları karmaşık bir gurur: daha doğrusu, yerine oturtulsa yerini bulacak bir onur.
Zaten tren yolculuklarına özgü o kısacık, ani sarsıntılarla kesintiye uğrayan yarım-uykulara dalmaktan kaçınıyorlardı aslında: bu tür uykularda nedense geçmişin başarısızlık anlarına kayardı kişi, hem de trenin ileriye atılışına denk düşen bir hızla.