“Afrika’da büyümenin bir başka yararı da saf doğanın ve hayatın bir parçası olmamızdı. Hayatı biliyordum, ondan kaçmıyor, saklanmıyordum ve benim yaşadığım gerçek hayatta, televizyonlarda izlediğim başkalarının yaşamlarının gösterdiği yapay hayatlar değil. En başından beri hayatta kalma içgüdüsüne sahibim. Mutluluğu ve acıyı birlikte öğrendim. Mutluluğun sahip olduklarınla ilintili olmadığını öğrendim, çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum. Ailemle birlikte olduğum zamanlar hayatımın en değerli anlarıydı. Yemekten sonra ateşin etrafında oturup ufacık şeyleri bile Güldüğümüz zamanlar… Yağmurlar başlayıp doğa yeniden canlandığında yaptığımız kutlamalar.”
Korkuyu beklerken tehlikeli oyunlara bile tutunamayan, gene de o oyunlarla yaşayan, geleceği elinden alınmış beyaz mantolu bir adam: Dipten sarsılmış, kırgın, hatta umutsuz biri: Günü geldiğinde yazdıklarının anlamına bile yetişemeyen Oğuz Atay.