Hz. Ali (a. s) Basra Valisi Osman bin Huneyf'e, nimetlerin başına konmamasını, görevini ihmal etmemesi konusunda nasihat edip, kendisinin lüksten nasıl uzak kaldığı, arpa ekmeğine nasıl kanaat ettiği ve her türlü konfordan nasıl uzak kaldığını hatırlattıktan sonra şöyle buyurur:
" Bazı kimseler, 'Ali bu yemeklerle çok güçlü düşmanlarını nasıl yenebiliyor?' diye hayret ediyor. 'Genelde bu tür yaşama ile daha zayıf ve güçsüz olmalıdır.' diyorlar. Bunlar yanılıyorlar. İnsanı, zor yaşama güçsüz kılmaz. İnsanı güçsüz kılan, nimetler içinde nazlı büyümesidir. Bahçıvan terbiyesi görmeyen çöl ve orman ağaçları daha sağlamdır. Ama bahçıvan bakımında büyüyen, daha parlak ve güzel ağaçlar ince ve dayanaksız olurlar. Vahşi çöl bitkilerinin, bunlara nazaran hem ateşleri daha güçlü hem yanış süreleri daha fazladır. Aynı şekilde çeşitli zorluklara katlanmış, belalar geçirmiş, sıcağı soğuğu tatmış kimseler, nimetler içinde nazlı büyüyen kişilerden daha güçlü ve dayanıklıdır.
İçten kaynayan güçle, dışarıdan yardım gören güç arasında fark vardır. Önemli olan beşerin bâtını, sonsuz sınırsız güç ve yeteneğinin ortaya çıkmasıdır. "
Kanıtsız ve gereksiz onaylamalar hakkında Ebû Ali Sina şöyle der: "Kendisine söylenen her sözü, kanıtı olmadığı halde kabullenmeye alışmış olan birisi, insanlık özelliklerinden ve fıtratından uzaklaşmıştır. Ona insan demek mümkün değildir." Kanıtsız inkar ve reddediş hakkında ise şöyle der: " Sana acayip ve tuhaf gelen şeyleri, sırf sana öyle geliyor diye ilmi bir kanıtı olmadıkça inkar etme".
İnsan, bazen onaylama iletine yakalanır. Kur'an'da hakkında kesin hüküm bulunmadığı ve insanın kendi iradesine bırakıldığı halde bir çok şey hakkında hüküm varmış gibi davranan ve kendinden hükümler uyduran insanlar vardır. Bu gibiler, kendi arzu ve isteklerini tatmin eden bir çok kötü davranışı Kuran'dan bir hükümmüş gibi gösterirler. Ne zaman kötü bir iş görseler "Babalarımızdan böyle gördük, onlar da böyle yapardı; Allah da böyle buyurmuştur bize, derler. Şüphe yok ki Allah, kötü işlerin yapılması için emir vermez. Bilmediğiniz halde Allah'a iftira mı ediyorsunuz." (A'raf:28)
Derler ki; her şeyin azına sahip olmak, çoğuna sahip olmaktan iyidir. Bunun tek istisnası bilgidir. Hiç bilmemek, eksik bilmekten iyidir. Çünkü eksik bilgi, delirticidir. İnsanın aklını başından alır, insanın başını döndürür, ona kendisini unutturur.