Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Bu durum kaçınılmaz olarak bir başka “ev” anlayışını, dünyada olmaya dair bir anlayışı ima eder: Yaşanan yeri seyyar bir habitat olarak algılamak demektir bu; zamanda ve uzamda yer kaplamanın öyle bir biçimidir ki bu, zaman ve uzam sabit ve dışa kapalı birer yapı değildir artık. Aksine, böyle bir algılama dışa açılmaya doğru eleştirel bir kışkırtma sağlar ve bu açılmanın sorgulayıcı mevcudiyeti kimlik, uzam ve aidiyet duygularımızı meydana getiren dillerin hareketinde yankılanır. Tek başına bu role soyunabilecek hiçbir uzam, dil ya da gelenek yoktur. * Göç, Kültür, Kimlik
İnsana Dair

Ali

@_alirkll_
·
Düşünce gezgindir. Göçer ve tercüme gerektirir. Varoluşun ve dünyevi aydınlanmanın değişen semalarına açık bir yolculuktur bu. Artık tanrıların ya da onların buyurgan bir rasyonalizm veya pozitivist izdüşüm cüppesini giymiş seküler dirilişlerinin koruması altında olmayan düşünce, kendisinden ve varlığın korunmasından sorumlu olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Artık düşüncenin tek koruyucusu, Rilke ve Heidegger’in söyledikleri gibi, korumanın yokluğunda bulunmaktadır.
Sayfa 13 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Düşünce gezgindir. Göçer ve tercüme gerektirir. Varoluşun ve dünyevi aydınlanmanın değişen semalarına açık bir yolculuktur bu. Artık tanrıların ya da onların buyurgan bir rasyonalizm veya pozitivist izdüşüm cüppesini giymiş seküler dirilişlerinin koruması altında olmayan düşünce, kendisinden ve varlığın korunmasından sorumlu olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Artık düşüncenin tek koruyucusu, Rilke ve Heidegger’in söyledikleri gibi, korumanın yokluğunda bulunmaktadır.
Sayfa 13 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Tarih ekinler gibi biçiliyor ve harmanlanıyor, kurgulanıyor, konuşturuluyor, hatırlanıyor, yeniden okunuyor ve yeniden yazılıyor ve dil, bu geçiş sürecinde, yorumlandıkça ve tercüme edildikçe yeniden hayat buluyor. Tercüme etmek, daima dönüştürmektir. Tercüme, kaçınılmaz olarak, otantikliğin ya da kökenlerin metafiziğinin kötü bir taklidini içerir. Kendimizi bir yitiğin, başka bir yerin ve bir hayaletin gölgesindeki bir dili kullanırken buluruz: Bilinç dışının, “öteki'’ bir metnin, “öteki " bir sesin, “öteki” bir dünyanın gölgesindeki bir dili, “yabancı dillerden derinden etkilenen” bir dili.
Sayfa 13 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Göç
Göçerlik ve sürgün, “kesintili bir var olma durumu”dur ve geride bıraktığınız yerle bir kavgaya tutuşma biçimidir. Bundan dolayıdır ki “modern kültürün güçlü, batta zenginleştirici bir motifi’ne dönüşmüştür. Çünkü: Sürgündeki kişi bilir ki, seküler ve olumsal bir dünyada evler daima geçicidir. Bizleri bildik toprakların güvenliğine kapatan sınır ve bariyerler aynı zamanda birer hapishane olabilirler. Ve zaten bunlar genellikle akla ya da zorunluluğa dayanmayan zeminlerde savunulurlar. Sürgündekiler sınırlan aşar ve düşünce ile deneyimin önündeki engelleri parçalarlar.
Sayfa 11 - Ayrıntı Yayınları
İnsan ve Toplum
Bir gün, benim için her şeyden daha önemli olanın, kendimi ne dereceye kadar bir yabancı olarak tanımladığım olduğunu fark ettim.. Ve anladım ki, kırılgan biri olarak yabancının güvenebileceği tek şey, başkalarının ona sunabileceği konukseverlikti. Tıpkı kelimelerin beyaz sayfaların kendilerine açtıkları yerlere ya da kuşların gökyüzünün koşulsuz sinesine sığınmaları gibi.
Ayrıntı Yayınları
Sosyoloji