“Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.”
Bir istiridye, komşu bir istiridyeye dedi ki: "içimde büyük bir acı var. Ağır, yuvarlak ve canımı bir hayli yakıyor."
Diğer istiridye de, onu tepeden aşağı süzdü ve pek kayıtsız cevap verdi: "Gökyüzüne ve denizlere şükürler olsun ki benim öyle bir acım yok; ne içimde ne dışımda." O sırada yanlarından geçerken bu ikilinin sohbetine kulak misafiri olan bir yengeç söze girdi:
"Acinin olmaması ne hoş. Ancak komşunun içinde ona acı veren şey, harikulade bir inciden kaynaklanıyor."
İnsanlari anlamakta hala pek gerisin. Zannediyorsun ki hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz.Bir yerde bir bozukluk oldu mu,derhal orayı söküp atmak lazım.En kuvvetli insanin bile bazen ne kadar zayif anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkar edebiliriz?
Thought in the mind hath made us. What we are By thought we wrought and built. If a man's mind Hath evil thoughts, pain comes on him as comes The wheel the ox behind . . . If one endure
In purity of thought, joy follows him
As his own shadow - sure.