Görüyorsunuz ya, Anneydi bu kadınlar, ama bizim anladığımız gibi umutsuz ve istemsiz bir doğurganlıkla ülkelerini doldurup taşırmaya zorlanan, toprak üstüne toprak dolduran, sonra da çocuklarının acı çekmesini, çektirmesini, birbirleriyle savaşıp ölmesini izlemek zorunda kalan annelerden değillerdi.
"Aranızda insanlığın kardeşliği diye harika bir anlayış olduğundan bahsettiniz fakat bu fikir bile sizin yaşantınıza gerçekten çok uzakmış gibi geliyor bana, yanılıyor muyum?"
O çok sevdiğimiz "dişi cazibe" denen şeyin aslında dişilikle hiçbir alakası yoktu, aksine bu, bizi memnun etmek için geliştirilmiş- çünkü bizi memnun etmelidirler ya-, erkekliğin bir yansımasından ibaretti ve bu kadınların asıl amaçları için kesinlikle önem taşımayan bir ayrıntıydı.
Debeleniyorduk ama nafile.
İçeri götürülüyorduk, tüm erkek gücümüzle karşı koymaya çalışıyorduk ama bütün çabalarımıza rağmen kadınların gücü bizi sımsıkı tutuyordu.