Beklediğimi pek bulamadığım Kadın Beyni Erkek Beyni kitabından sonra ( #292505823 ) yazarın bir de bu kitabına göz atmak istedim.
Mikrobiyota hakkında okuduğum ilk kitap, bu sebeple birçok kişinin de belirttiği üzere başlangıç için keyifli ve yeterli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yapay zekânın herkesin elinin altında olduğu günümüzde, konusu biyoloji ile ilgili olan ancak ilerleyişi hikaye anlatılı olan bir kitap ne derece tercih edilir emin değilim. Çünkü okuru sıkmamak adına olabildiğince yüzeysel, temel seviyede, esprili bir anlatım biçimi mevcut. Yazar Yüzüklerin Efendisi'nden girip, Taht Oyunları'ndan çıktığı için ne okuyorum ben diyeceğiniz kısımlar olabilir. Tam aksine bu sizi daha çok memnun da edebilir.
Kendimce biraz geç kalınmış bir okuma gibi hissettim, daha çok lise biyoloji dersinde öğrencilere tavsiye edilebilecek bir kitapmış gibi hissettim, önermeyen hocama teessüf ettim. ( Önerse de okumazdım çaktırmayın. ) Tamam üniversitede önerilsin o da kabul.
Yazar, insan vücudunda yer alan çeşitli varlıkların tahmin ettiğimizden daha fazla konuda hayatımızı etkilediğini bu kitabıyla bizlere aktarmakta.
Bağırsaklarımızda yaşayan yararlı ve zararlı bakteriler nelerdir, beynimiz bağırsaklarımızla hangi yollarla iletişim kurar, yediğimiz yiyeceklerin türünün vücudumuza etkileri nelerdir... gibi bir çok sorunun tartışıldığı ve konuya daha önce ilgi duymamış kişilerin faydalanacağı bir kitap diyebilirim.
Kitapta yer alan bilgiler belki çok güncel değil ancak konunun temelini anlamak açısından yeterli olduğunu düşünüyorum. Zaten ilgilenen daha fazla detay sorgulayacak ilgilenmeyen de bu konuya bir daha fırsat sunmayacaktır.
Hayatımızda olup bitenleri genelde dış uyarımlara bakarak algılamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz ancak insanın zaman zaman
Yazara karşı nerden edindiğimi bilmediğim negatif bir bakışım var. Birini ilk görüşten itibaren beğenmeme ama sebebini de anlayamama gibi bir durum. Bolca olumlu yorum sebebiyle okumak için biraz kendimi zorladım.
Kadın Beyni Erkek Beyni kitabı lise biyoloji derslerinin eğlenceli bir tekrarı tadında olmuş. XX, XY kromozomlarının insana getirdiği farklılıklar, testosteron - östrojen gibi hormonal farklılıklar gibi muhtemelen daha önce duymuş olduğunuz belki zamanla çok ihtiyacınız olmadığından yavaş yavaş unutulmuş bazı bilgiler kitapta yer almakta.
Aynı zamanda başlıktan da anlaşılacağı üzere kadın ve erkek beyninin farklı işlediği bazı yönler ve bu yönlerin günlük yaşantımızda ne gibi davranışsal farklara yol açtığı irdelenmekte. Bilimsel bir kitaba eğlenceli bir hava mı katılmaya çalışılmış yoksa mizahi bir kitaba bilimsel bilgiler mi serpiştirilmiş soruları okuyanın takdirine kalıyor.
Birçok okur gibi benim de fark ettiğim ve rahatsızlık hissettiğim bazı durumlar var. Okuru sıkmamak adına kitap boyunca paylaşılan bilgiler günlük hayat örnekleri ile eğlenceli şekilde pekiştirilmek istenmiş. Ancak bu yapılırken temel alınan olay kadın erkek sürtüşmeleri olduğu için her konu özelinde bir taraf gözetilmek zorunda gibi yorumlanmış. Doğal olarak bilimsellik ile başlanan konular bilimsellikten çok uzak yorumlarla harmanlanmış.
Yazarın "ben kadın beyinli bir erkeğim" yorumuyla kendini çoğunlukla haklı görmesinden midir, yoksa satış adedini artırmak amacıyla hedef kitlenin kadın okurlar olmasından mıdır bilinmez, kadınlara karşı açık şekilde bir güzelleme varken, erkek tarafına ise baya baya aşağılama kitap boyunca gözlemlenmekte.
İşin içine genellemeler de girince beğenilen bilimsel konuların bir anda ben ne okuyorum kıvamına gelmesi pek yerinde olmamış gibi. "Ya işte
Bu kitaba göz atanlar önce ilk kitabı incelemeli. Warcross - Bir Sanal Gerçeklik Oyunu / #282794033
İlk kitabın sonunda bazı karakterlerin hikayeleri eksik kalmış, bazı olaylar yarıda kesilmişti. Özellikle kayıp kardeşe ne oldu, sıfır denen kişi kim gibi sorulara cevap bulamamıştık.
Bilim kurgu ve bu tür kitapları oluşturan hayal gücü öyle bir şey ki, çağın ilerisinde fikirler ortaya koyuluyor. Kulağa saçma veya olmayacakmış gibi gelse de fikirlerin başka fikirlere ilham olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu roman serisinde de esas konu VR/AR gözlüklerde olduğu gibi, başlarda kafalarına bir şey takarak sanal bir ortama giriş yapıyorlar. Daha sonra bu teknoloji ilerletilerek lens olmaya kadar gidiyor. Girilen sanal ortamda takımlar oluşturularak savaş arenalarında yarışmalar yapılıyor.
Bence bu tür "sanal alem" benzeri fikirlerde can alıcı birkaç nokta var. İlki gerçek hayatta fiziksel durumunuz ne olursa olsun, sanal ortamda istediğiniz fiziksel duruma sahip olabilmek. İkincisi davranışlarınızın doğrudan size fiziksel bir zarar vermemesi, bu da normalde yapmayacağınız aksiyonları çok düşünmeden deneyebilme.
Saatlerce telefonda kısa videolar ve görseller kaydırabildiğimizi düşünecek olursak, hayallerimizi süsleyecek bir sanal ortama tüm benliğimizle dahil olma fikri belki de birçok insanın oradan mümkün olduğunca ayrılmak istememesine sebep olabilir. Filmlere, dizilere ve farklı kitaplara da konu olan bu konu aynı zamanda insana neyin gerçek olduğunu da sorgulatıyor.
İlk kitapta oyunlara daha çok odaklanılırken ikinci kitapta karakterlere ve ilişkilere daha fazla odaklanılmış. Sonlara doğru benim için sıkıcı bir hal aldı.
Okumazsanız çok bir şey kaybetmeyeceğiniz, çerezlik bir film izleme tadında, güzel bir konu ancak basit bir işleyişe sahip, biraz yavan bir kitap ve