Huzur...a vurgu yapsa da huzursuzluk hissettiriyor.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:58
Başta içine çekmese de sonlara doğru bırakmak istemedim. Ama kitabin tüm kurgusu olacak bir şeye rastlamak farklı hissettirdi. Tüm cinayetlerin bir işleniş sırası olması ve bu sırayı en az suçludan, en büyük suçluya doğru işlemesi... Yani en büyük günahı işleyeni en sona bırakması bana fena geldi. Vera en büyük günahı işlediği için hepsine şahit oldu. Peki Vera'nın günahı neydi? - Sevdiği kişi olan Hugo'ya zarar vermesi ve katilinin sevdiğine zarar vermesi... "Sevgiyi öldürmek en büyük günahtır."vurgusu yazarın aklına geldi mi bilinmez ama aklıma getirmesini sevdim. ...Ama bunların hiçbiri ,katilin sıralama yaparken en sona kendisinin kalması da hayatın cilvesi olsa gerek düşüncesini değiştirmiyor. Kitapla kalın...
On KişiydilerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202143,5bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 5. kitabı
başımıza ne geldiyse yaşamak istediğimiz için geldi gülfem, keşke şu renkleri söküp çıkarsalar da dünyadan, ama yapmıyorlar, mevsimlere söz geçmez ve ne demişler, gayet ortak suçumuz sayılabilir hayatta kalmak. Deniz'i sadece darağacından tanıyoruz belki de, Aygün Hanım yazmasa, hele böyle de iyi yazmasa nasıl öğrenirdik bilmem. ama yine de özgürlüğü düşünmeden edemiyorum, kalıp direnmekse özgürlük pekala kaçıp gitmek de olabilir, Aygün Hanım'a yaramamış ya, neyse. ama yine de, özgürlük daha iyi bir dünyayı hayal edebilme gücüdür belki de sadece. Hem böyle sevemeseydi Deniz, değişim aşkı içindeki aşktan beslenmeseydi bir darağacı nasıl ölümün ötesine geçebilirdi ki. Haddime değil, ama gurur duydum Aygün'le. yine de, bu kadarına değer miydi özgürlük. zaman bir çember, daha iyiye giden her şey boğazına doğru yol alıyor, tarih elbet tekrar tekrar, Deniz'lerden önce ve sonra gelip boğazımıza yapışacak ısrarla. Ve bakmayın öyle devrimlerin romantize edildiğine, devrim içinizdeki sevgiyi kopyalıyor yalnızca. kalsanız da, kaçıp gitseniz de bir yaz gecesi sahili gibi dürüst kalın dostlar. Tüm yaşamınızın bir şeylere değip değmeyeceğini düşünmeyin, fikirleriniz yapmasa da sevginiz bir şeyleri kurtarmaya yakın, zaten Aygün Hanım'ın bana fısıldadıkları üzre, ikisi pekala birbirinin aynısı olabilir. Bir bal peteğini seviyorsanız, eh, siz de yaşamı kurtarmak istiyorsunuz. Yine de,sırlarınız hiç ipte asılı kalmasın derim
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025131 okunma
Reklam
Taşların Anlattığı
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bu kitap beni adeta sarstı, tekrar geçmişime götürdü.O kadar iyi bir şekilde duygular aktarılmış ki...Benim de 5.kardeşim en küçüğümüz daha 3 günlükken havale geçirmiş boynundan aşağısı tutmaz olmuştu.Doktor 6-7 yaşına kadar yatalak yaşar sonra ölür demişti.Bizim en büyük şansımız kardeşimizin akıl sağlığının yerinde olmasıydı.Mesela 1 yaşından sonra asla tuvaletini beze yapmadı.Birçok tedavi gördü,zehirlendi,kolu 1.derecede yandı.Biz pes etmedik.Hepimiz seferber olduk.Kimse utanmadı,kimse sorumluluktan kaçmadı.6 yaşında oturmaya başladı.7-8 yaşında yürüdü.8 yaşında evde okumayı söktürdük.Mecburen okula kabul edildi.Velhasıl liseyi bitirdi.Tam olarak iyileşmedi ama kendi kendine de yetebiliyor.Kitap bana bunları tekrar yaşattı,sorgulattı.O kadar farklı duygular içindeyim ki...En çok da şükrediyorum, Allah'a sonsuz minnettarım.
Hayata Dair
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,550 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:02
Murat Menteş / Tanpınar’a Huzur Yok 1950’li yıllar... Dünya, Soğuk Savaş’ın iki kutbu arasında debelenmektedir. Ülkemiz ve insanımız da elbette bundan geri kalmamaktadır. Vatanın dört bir yanında ajanlar ve komplocular cirit atarken, büyük müellif Ahmed Hamdi Tanpınar tüm bu debdebenin dışında eserlerini yaratmakta, ruhundan süzülenleri tefrika etmektedir. Henüz yıldızının tam anlamıyla parlamadığı, kıymetinin yeterince bilinmediği bu yıllarda Tanpınar, ülkenin siyasal ve sosyolojik çalkantılarını büyük bir dikkatle gözlemlemektedir. Hayat bu minvalde sürerken yolu ünlü bir koleksiyonerle kesişir. Bu koleksiyoner, Tanpınar’ın büyük bir hayranıdır; hatta onun için adam öldürebilecek kadar saplantılı bir hayranlık beslemektedir. Yazarın hayatını bambaşka bir atmosfere sürükleyecek olan bu gizemli adam, Bahtiyar Kont’tur. Profesör Tanpınar ile dostluk kuran Kont sayesinde yazarın endişeleri yatışır, neşesi yerine gelir. Dahası, Bahtiyar Bey onu zarafetiyle dikkat çeken Nermin Mermi adlı bir kadınla tanıştıracaktır. Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Nermin Hanım randevuya gelmez ve aynı gün Bahtiyar Kont öldürülür. Cinayetin baş şüphelisi ise Ahmed Hamdi Tanpınar’dır. Polis müfettişi Fatin Fantom’un peşine düştüğü Tanpınar’ı, hapse girmekten çok daha büyük tehlikeler beklemektedir... Soğuk Savaş atmosferinde ruh çağırma seansları, rehine krizleri, kaçak radyo yayınları ve birbirinden tuhaf olaylar peş peşe yaşanırken Tanpınar, tüm şiirselliği ve entelektüel birikimiyle cinayetin izini sürmeye başlar. Murat Menteş, edebiyatımızın en büyük kalemlerinden Ahmed Hamdi Tanpınar’ı merkeze aldığı bu eserinde son derece özgün bir anlatı kuruyor. İlk bakışta bir polisiye roman gibi görünen Tanpınar’a Huzur Yok, aslında bir dönemin siyasal, sosyolojik ve edebî reflekslerini mercek
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026699 okunma
Puan vermedi·157 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:56
Kitabı ilk gördüğüm zaman dikkatimi çeken ismi olmuştu. "Bir Adam Yaratmak" Oysa yaratmak yalnızca Allah'a mahsustur. Üstad nasıl olur da böyle bir şey yazmış diye düşündüm, merak ettim, arkadaşımdan ödünç aldım, okudum ve iyi ki de okumuşum.
Duygu ve Düşünce
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
*spoiler içerebilir*
10/10
·416 syf.··
2025 21. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 22:11
Uzun zamandır bir evrene girmekten bu kadar keyif almamıştım. Bölümlerin kısa oluşu hem okuma deneyimini ikiye katladı hem de asla sıkılmadım. Tek bir yerinde bile. Bu kadar da iddialıyım. Nereden başlasam bilemiyorum. Ophelie adlı bir kızımız var ve bu kızımız aynalardan geçebiliyor, nesneleri okuyabiliyor. Bunlara da "okuyucu" deniyor. Bir gün bu kızımıza bir talip çıkıyor. Kızımız gibi hiç hevesli olmayan Thorn. Burada düşmandan aşka kokularını alıyoruz. Önce anlamıyoruz, onun da gönlü yoksa neden evleniyorlar? Meğersem evlenince Ophelie'nin güçleri Thorn'a geçecek ve o da Faruk'un -en güçlü aile ruhu- kitabını okuyacak. Kitap daha çok evrene giriş minvalinde olmuş. İşte evleneceklerini saklama. Karakter tanıtımı. En sevdiğim şey iki karakterimizinde kusurlarının bulunması. Bu da onları fantastik evreninde daha farklı bir yere koyuyor bence. Thorn tam bir soğuk nevale ama Ophelie ona iyi gelecek inanıyorum. Onların yan yana sahnelerini görmek için sayfaları hızla okuduğum doğrudur. Ben böyle kitabı hapur hupur yerken en son Ophelie Thorn'a öyle bir şey dedi ki beni bitirdi: Senden hoşlanmıyorum. Dedim ki yazar sen bu işi biliyorsun.
Kış NişanlılarıChristelle Dabos · İthaki Yayınları · 2024184 okunma
Reklam
Reklam