Puan vermedi·120 syf.·
2026 9. kitabı
Kitap ilk bölümde; Cemal Süreya'nın Diyarbakır'dan sürgün hikâyesine, Ankara'yı üvey görmesine, Türkçe'ye yabancılığına, kimliğini gizleme gereksinimine, yaşanan olumsuzluklardan dolayı devlete olan küskünlüğüne değinmiş. İkinci bölümde; Turgut Uyar'ın Cemal Süreya'yı savunması ve bir nevi sözcülük yapması, Turgut Uyar'ın askerî memurluktan devrimciliğe uzanan yolu, dağ kelimesini sıkça kullanması, gerilla ve Mahir Çayan ile Deniz Gezmiş övgüsüne, Gezi Parkı eylemlerinde dizelerinin sıkça kullanılmasına değinilmiş. (Hâlbuki korkulacak hiçbir şey yoktu her şey naylondandı o kadar.) (Eylül toparlandı gitti işte, ekim filan da gider bu gidişle) (İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım) Üçüncü bölümde; Yaşar Kemal'in yanısıra Dersim ve Kozan tarihçelerine yer verilmiş. Kozan'ın Kozanoğlu'na ait olması ve merkezî otoriteye karşı gelmesi savunulurken, derebeyliği ve toprak ağalığını desteklemiş oluyor kanımca. Dersim konusunda yeterince araştırma yapmadığım için o konuya değinmeyeceğim. Fakat zulmü dile getirirken tek kişinin otoritesini de savunmamak gerek, ne yazık ki tarih, tarafsızlığı sağlamanın zor olduğu disiplin. Yazar da birçok tarihçi ve yorumcu gibi maalesef bu konularda bence tarafsızlığını koruyamamış. Devletin kuruluş aşamasında ağalık düzenini ve kişinin bölge sahipliğini istememiş olması doğaldır. Ama bu da zulümle düzen sağlamak anlamına gelmez elbette. "Ya devlet başa ya kuzgun leşe" anlayışı da devlet olmanın gerekliliklerinden. Bunu da kabul etmek lazım. Kitapta Said i Nursi'den Attila İlhan'a, Ataol Behramoğlu'na kadar bazı kişilere de atıf yoluyla değiniliyor. Okurken Stefan Zweig'ın biyografi kitaplarını anımsadım. O tarzda yazılmış, akıcı ve bir çırpıda okunuyor. Dune laneti sonrasında bu kitap ilaç gibi geldi diyebilirim. Kitapla kalalım,
Cemal Süreya ve ArkadaşlarıYılmaz Varol · ZoomKitap · 202114 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Huzursuzum çok, Hüzün kalbimde; Gelmez o huzur, Gitti bir kere. Böyle bir şeyler. Ve daha neler neler. Çok iyi.(Fıkıh hocası olsa derdi, seren bilmem kaç yüzyıl sonra Goethe'i takdir etti diye.) Bu adam mühim. Sevimsiz Voltaire'in aksine kıymetli. Goethe, Voltaire'in yazdığı ve Hz. Muhammed'i baya baya olumsuz tasvir eden Mahomet piyesini sevmiyordu. Onun tasarladığı trajedi, Voltaire’in aksine Peygambermizi bir nehre benzetiyor. Benim en sevdiğim kısmı diğer küçük nehirleri kendisine katarak okyanusa kavuşması ve onlardan kardeşlerim diye bahsetmesi. Hani hadiste vardır ya, peygamberler baba bir kardeştirler diye. Fuat hoca da onu çok takdir ediyor, ​"Goethe, Voltaire’in o haksız ve çirkin Peygamber tasavvuruna karşı çıkarak 'Muhammed’in Şarkısı'nı yazmıştır. Bu, Batı’nın kendi içindeki bir vicdan muhasebesidir." Yine, Goethe Üniversitesi'nde çalışırken neden ona bu kadar önem verdiğini şu mealde anlatıyor: "Biz Müslümanlar kendi bilim tarihimizi unuttuk. Goethe gibi bir adam 200 yıl önce çıkıp bizim değerlerimizi bizden daha iyi görüp alkışlıyorsa, bizim dönüp kendimize bakmamız ve utanmamız gerekir." Ve hayatının sonlarına doğru şu meşhur cümleyi kuruyor: ​"Eğer İslam, Allah'a teslim olmak demekse, hepimiz İslam içinde yaşayıp ölüyoruz." Yani. Goethe müslüman oldu mu bilen ama teslim olduğu kesin. Demek istediğim anlaşılan Tevhîd olarak sağlam ama sosyoolojik olarak öyle görünmüyordu. Müslüman bir hristiyan. Allah bilir. Beni bu kitabın kitaba getiren şey, bir önceki okuduğum kitabın yazarı. Çeviriyi Ataol Behramoğlu yapmış. Şimdi buradan da Faust'a gitmek gerekir ama yapabilir miyim bilmiyorum. Bu arada gram kadar Almancam kalmamış bence. Kitapta önce Almanca şiiri sonra Çevirisini vermişler. Nadir kelimeleri bilebildim. Yazık bana . Ben severek okudum,
Edebiyat
Gürgen KralJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024100 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·48 syf.··
2023 19. kitabı
"Şu karşısında oturan varlığın hayatı, onun yırtıcı pençeleri arasındaydı işte. İstese bu hayatı bir iskambil kağıdı gibi yırtıp atar ya da delikanlının köyde sağlam bir düzen kurmasına yardım edebilirdi." Ataol Behramoğlu'nun çevirisini üstlendiği Çelkaş, Gorki'nin hikayelerinden biri. Ana karakterimiz olan Çelkaş, zeki ve becerikli bir hırsız. Hayata kötü bir ortamda adım atmamış ama zamanla bu yollara düşmüş birisi. Diğer karakterimiz Gavrilo ise biraz para bulup evlenip köyüne yerleşerek hayatını geçindirmek isteyen, Çelkaş'a göre ahlaki bir konumu temsil eden genç biri. Bu iki karakterin yollarının kesişmesi ile öykü bir anda hız kazanıyor ve paranın insana ve insanın ahlaki değerlerine, düşüncelerine olan etkilerini okuyoruz.
ÇelkaşMaksim Gorki · Can Yayınları · 2021601 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 18:02
İnanılmaz keyif aldım. Sanki Puşkin ile birlikte yürüdüm, at sürdüm, araba bindim Moskova'dan Erzurum'a kadar. O kadar temiz ve abartısız ama bir o kadar da betimlemeli anlatmış ve yazmış ki. Çeviri içinde Ataol Behramoğlu ayrı bir övgüyü hak ediyor. Okumayanlara keyifli bir okuma olur...
Erzurum YolculuğuAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,827 okunma
Puan vermedi·370 syf.··
2025 31. kitabı
KARDEŞ TÜRKÜLER / ATAOL BEHRAMOĞLU (Derleyen ve Çeviren) Neden bu kitabı seçtim? İndirimdeki kitapları karıştırırken tesadüfen buldum. Epeydir şiir okumamıştım. Dünya şairlerinden seçme şiirler var, bir kitapla Irak'tan Angola'ya dünya edebiyatından değişik şairlerle tanışma fırsatı olur dedim. Ve en önemlisi bu kitabı derleyen ve çeviren, edebiyatın çeşitli dallarında eser vermiş ödül sahibi şair, yazar, çevirmen Ataol Behramoğlu olunca düşünmeden aldım, 30 Eylül Uluslararası Çeviri Günü için ustanın çevirdiği kitabı bekletmeden okudum. Ama içimde burkuldu, çünkü böyle bir ismin imzası olan, bu kadar değerli bir içeriğe (128 şairden, 214 şiir) sahip bu kitabın yeri en ucuz kitaplar değildi. Daha ilk sayfalarda beni şaşırtan bir şiire rastladım. Macar şair Laszlo Benjamin'in Nazım Hikmet için yazdığı şiir. Pablo Neruda'nın Nazım ile arkadaş olduğunu ve onun için şiir yazdığını biliyordum ama bu şiire ilk defa rastladım ve Nazım'ın tüm dünyada tanınmak kadar ardından şiirler yazılacak derecede sevilip, sayıldığını görmek gurur vericiydi. Kitap ilerledikçe paragraf başında bahsettiğim Neruda'dan "Nazım'a Bir Güz Çelengi" ve "Deniz Kızı İle Sarhoşlar Masalı" şiirlerinin de yer almakta olduğunu gördüm. Sayfaları çevirdikçe şaşırmaya devam ettim. Tiyatroya aşina olanlar Bertolt Brecht ismini iyi bilir. Oyunları ülkemizde sık sahnelenir. Biyografisinde tiyatro yazarı ve yönetmeni, şair der ama şiirlerinden çok oyunlarıyla tanınır. Burada altı şiiri vardı ve en az oyunları kadar güzeldi. Biyografisinde şair yazmayan, Ana, Çocukluğum, Benim Üniversitelerim gibi eserleri klasikler arasına girmiş ünlü yazar Maksim Gorki'nin de bir şiiri vardı. "Fırtına Habercisi'nin Türküsü" adlı 1901 yılında yazdığı bu şiir tutuklanmasına neden olmuş. Sebebi belli çünkü bu şiir de romanları
Kardeş TürkülerAtaol Behramoğlu · Alfa Yayınları · 2002103 okunma
10/10
·687 syf.·
2025 131. kitabı
F. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanı, birçok yazar tarafından değerlendirilmiş, incelenmiş, hakkında makale, tez ve kitap yazılmış, dünyanın en çok okunan kitaplarındandır. Dünya edebiyatında gelmiş geçmiş en iyi romanları arasında hatta ilk sıralarda yer alır Suç ve Ceza. yine Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler, L.Tolstoy'un Anna Karenina’sı ve Savaş ve Barış’ı, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Roman serisi, Robert Musil'in Niteliksiz Adam serisi, F. Kafka'nın romanları, James Joyce'un UIysses’ı, Victor Hugo'nun Sefiller'i, Gabriel G. Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık’ı Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikayesi, Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler’i bunlar arasında sayılabilir. Kuşkusuz bu liste kişiseldir ve artırılabilir. Çağdaş dünya edebiyatında 21. yüzyılda da birçok romancı güçlü eserler vermiştir. Ülkemizde de roman türünde güçlü eserler vardır: Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını, Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde’sini, A. Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unu, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Pamuk, H. Ali Toptaş ve İhsan Oktay Anar'ın romanlarını, Türk edebiyatının en iyilerinden sayabiliriz. Neyse konu bu değil, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı... Dostoyevski’nin diğer romanlarından birçoğunu okumuştum. Suç ve Ceza romanını çok defa okumaya başlayıp, bitiremeden bıraktım. ilk defa kısa sürede okuyup, bitirebildim. Suç ve Ceza üzerine bu platformda da birçok inceleme yapılmış, hepsi değerli incelemeler. Ben daha çok kitabın bende oluşturduğu izlenimleri düzensiz, kalemime geldiği gibi, serbest biçimde yazacağım iyi bir okur olarak. 1- Dostoyevski bir edebiyat türü olarak romanın en kültlerinden biri olmakla kalmayıp, ilk örneklerini veren romancılardandır. Kendinden sonra gelen romancıları derinden etkilemiştir. Sadece romancıları mı, neredeyse
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma